Sunday, April 15, 2007
8 NİSAN PAZAR= ÖNEMLİ BİR GÜN

Reklamlar bitti, döndüm arkadaşlar.Biliyorsunuz artık film arası reklam değil, reklam arası film verme zamanı.Bizde uymuş olduk ama hoş değilmiş böyleside.Hoşgeldim, hoşbuldum , şükürler olsun iyiyim, sizler nasılsınız?Yokluğumda sayfamı yalnız bırakmayıp beni ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederim tüm gelenlere.

Bugün günlerden pazar fakat ben bir hafta öncesine, geçtiğimiz pazara, 8 Nisana dönmek istiyorum.Üç önemli olay vardı geçen pazar için.

Birincisi hepinizin benden daha yakın olarak gördüğü başbakanın Artvin’i ziyareti ve barajn açılması.Ben göremedim ama önemli değil, annem tüm ayrıntılarıyla anlatır zaten şimdi: )

İkincisi, dayımın kızının düğünü vardı.Güzel bir düğünle evlendirdik onu.Canım benim ne güzel gelin oldu.Ömür boyu mesut bahtiyar içinde yaşar inş.Ayakkabısının altına isimlerimizi yazdık ama nafile bizimki silinmemiş gitmiş olmayacak kişilerin silinmiş: )

Üçüncüsüne yani en önemlisine gelelim şimdi.8 Nisan benim blog dünyasına adım atışımın ilk doğumgünü.Tam tamına bir senemi doldurmuşum.Bundan sonra ne kadar devam eder bilemem ama acısıyla tatlısıyla güzel zamanlar geçirdim buralarda.Bunun için buraya gelenlere bir kez daha teşekkür ediyorum.

Blog dünyasıyla pek çok kişiyi tanıma fırsatım oldu.Kızdığım, üzüldüğüm, güldüğüm, şaşırdığım, eğlendiğim, çok şey öğrendiğim, kendimde yeni şeyler keşfettiğim, yeni insanlar tanıdığım, gırgır şamata günlerim oldu.

Bütün bunlar vesilesiyle bloğumun ilk yıldonümünde sizlerden bir isteğim olacak.Bütün bu bir sene içerisinde beni nasıl tanıdığınızı, nasıl bildiğinizi, neler düşündüğünüzü bilmek istiyorum.Süveyda denilince aklınıza neler geliyor mesela?Nasıl biri şekilleniyor kafanızda?Süveyda'yı nasıl tanıyorsunuz?

Velhasıl diyorum ki,

Ey cemaat, Süveyda’yı nasıl bilirsiniz?

Ve tekrar hoş buldum, hoş buldum, hoş buldum : )

Labels:

posted by suveyda @ Permalink ¤12:43 PM   11 comments

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1