Tuesday, January 16, 2007
OLUR YA ARADA SIRADA
posted by suveyda @ Permalink ¤7:19 AM  
7 Comments:
  • At 10:43 AM, Anonymous kayhanovic said…

    gitmek te her zaman care değildir. bazen de kalıp mücadele etmek en iyi çözümdür.

     
  • At 10:13 PM, Anonymous gönülpınarı said…

    Evet gidiş şekli ve istifade edilen vasıta gerçekten çok önemlidir. Bir dağın zirvesinde kartal da bulunur, yılan da. Ama oraya kartal uçarak gelmiştir, yılan sürünerek.
    Bazı insanlar yükselmek için yüksek bir bedel öderken, bazıları da başkalarının omuzuna basarak yükselir.
    İnsan şu anda bulunduğu yaş da doğumdan bu yana aldığı bir mesafedir. Buraya kadar da ne maceralı yolculuklarla geldiğimizi bir düşünsek. Yalın ayak, taşlı topraklı, çamurlu ve dikenli yollardan yürüyener de vardır, papuçlu patikli, sıcak bir kucakta, düz bir yolda ve düzgün bir halde gelenler de vardır.
    Bir de cami avlularına dikkat etmek lazım. Bir ömür boyu kendi ayakları ile camiye gelmeyenler vardır ama, bir gün olur başkalarının omuzlarında oraya gelir, kendisinin kılmadığı namazı başkaları onun için kılar. Tabi bu namazın kendisine ne kadar şefaati olur, onu da Allah bilir.
    Kabir kapısına da dualarla, tekbirlerle gelenler de var, alkışlarla, sazlı sözlü merasimlerle gelenler de var. Eller üstünde, parmaklar ucunda taşınanlar da var, bir iş makinesi ile çukura atılıp üstü örtülenler de.
    Bir de mahşer yerine gidiş var ki, kimisi ışık ve hayal hızı ile Rabbinin huzuruna çıkıp alının akı ile hesabını verirken, kimisi de milyonlarca yıl kan ter içinde sürünerek huzura ulaşmaya çalışacak.
    Rabbim, en hızlı şekilde huzura varıp, hesabı en kolay yoldan verenlerden eylesin. (AMİN)

     
  • At 11:09 PM, Anonymous fikir said…

    Herkes kendine yakışanı yapar.
    Biz de insan olmamıza yakışanı yapmaya gayret edersek ne iyi oluyor.
    Rahman ve Rahim olan Allah bize
    her daim merhametiyle muamele ediyor.
    Biz de dünyayı ve içindekileri ve payımıza düşenleri sahiplenmesek ne iyi olur. Bize verilen herşey
    emanet. Kadir kıymetini bilmedikçe,
    zaten bizden geri alınacağa neden bel bağlarım anlayamam.
    Emanetin Sahibi'ne sığınsak ne iyi olur.

    Emanette emin olmayı Rabbim hepimize nasib etsin.

     
  • At 12:14 AM, Anonymous masuda said…

    işte "o" onlar.. fotoğrafçı çok güzel bir anı yakalamış. omuz omuza vermiş üç küçük, önlerinde uzun bir yol. sermayeleri dostluk.
    marc riboud'un şu resmi de görülmeye değer.

     
  • At 9:05 PM, Blogger Kâzım Mızrak said…

    - Bu resimde sözler bitmiş, gördüğüm kadarıyle :)

     
  • At 9:16 AM, Blogger suveyda said…

    kayhan,
    bazan dedik bizde.hani olur ya arada.:)
    zaten bu hayatta birebir kullanılacak bir reçete olsada kullnsak.yada bir kullanam kılavuzu olsa.duruma göre, olaya göre, kişiye göre, yaşıyoruz.
    bazan gitmemiz gerekir, bzan kalıpta mücadele etmemiz.
    bakıyomda çok mücadeleci gördüm seni:)




    gönül pınarı,
    oy oy gönül pınarı.ne de güzel anlatmışsınız gidişleri.ben nelere gittim nereleere.
    gitmek var, gitmek yöntemi var, gidilen yer var, gidilen kişi var, gidilen yol var.hepsinin önemi ne kadar fazla.
    inş en doğru yollardan gidebiliriz gideceğimiz en doğru yola.
    ve nihayetinde son durağımıza en güzel şekilde ulaşırız.
    her kişinin gittiği , er kişinin nadir olduğu o yerde inş razımısınız dediğinde razı olanlardan oluruz.
    ne zormuş bu gitmekte ya:)




    fikir,
    amaninnnnn kimler gelmişşşşş:)
    hoşgeldiniz efendimmm.
    bu ne güzellik , bu ne hoşluk.
    teşekkürler yorumunuz için de.
    bir sevindirik oldum ki anlatamam:)
    biz insanız insan olmasına da bunu ne yazık ki çoğu zaman unutan insanlardan olduk.bizi gittiğimiz yollardan geri döndüren, yanlış yolda olduğumuzu gösteren levhalarımız dahi varken çoğu zaman onları görmezden biel geliyoruz.herşeye rağmen güveniyoruz yine O nun rahmetine.
    emanet edilemsi gereken en EMİN e
    teşekkürler tekrar:)





    masuda,
    çocuklar olunca resimdeki doğallık ve saflık daha bir başka oluyor masuda.buna seninde dikkat çekmen hoşuma gitti.
    ve senin resimde işte o anlardan diyebileceğimiz türden.
    elini yanağına dayayıp ekran başında kaldığımız anlardan.derinlere, daha çok derinlere gittiğimiz anlardan...






    kazım mızrak,
    böyle anları severim işte.hiç bir şey söylemek zorunda kalmadığınız, kelimelerle, uzun uzun cümleeler ifade etmek zahmetine girmediğiniz, bir bakışla, bir gülüşle, bir hareketle , bir duruşla herşeyin anlatıldığı ve karşındakinin anladığı anlar.
    işte bu resim gibi.
    hakkında binlerce yazı yazdırabilecek türden.
    arkalarını dönseler dahi o kenetlenme ve beraber hareket etme hali, kaç cümleye bedel durumda.
    söz bitmiş ama ben bitiremiyom:)

     
  • At 10:02 PM, Blogger Aşk-ı Beka said…

    tam anlamıyla mükemmel !...

    zaten gidiyoruz bir yerlere değil mi ya !..şöyle bir gidiş olsa fena mı olur :)
    mükemmel olur
    içimi ısıttı bu resim canım benim..

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1