Monday, January 15, 2007
DİŞ BELASI
Bir türkü vardı, yanlış hatırlamıyorsam eğer “ağrıdı başım nanay, sızladı dişim nanay” şeklinde devam ediyordu.Türküyü söyleyen o kadar canlı söylerdi ki sanki başı, dişi ağırmıyor da sevinçli bir haber veriyormuş gibi bide oynamaz mıydı?Düşünüyorum, sanırım ağrının vermiş olduğu bir ruh hali olsa gerek diye karar veriyorum kendimce.Şimdi bunu daha iyi anlıyorum.Geçen gün arkadaşın dişçiye gitmesine eşlik edince dişçi, arkadaşa “yanlış fırçalıyorsun” dedi.Arkadaş da alışmış yıllar yılı hep sağdan sola fırçalıyor.“Sen hiç Barış Manço’da mı izlemedin?” diye bir de benden laf yedi.Hey gidi, ne güzel anlatırdı Barış Manço çocuklara.Keşke yeğenlerime de nasip olsaydı da izleselerdi.

Hazır dişçiye gitmişken uzun zamandır ağrı yapan yirmilik dişimi gösterdim bende.Doktor hanım
“çekelim bunu” söyleyince altı ay ömrüm kalmış hissine kapıldım birden.Nedir bu diş belası, diş fobisi Allah aşkına.Oldum olası o koltuğa oturmaktan korkmuşumdur.Bir keresinde gene böyle ailem dahil kimseye demeden dişçiye gittim.Amaç bu korkumu yenmekti.Bir kaç tamir yaptırıp söylediğimde arkadaşlar arasında korkanlar, kardeşim dahil beni soru yağmuruna tuttular.” Çok acıdı mı, ne kadar kalıyon, bende çok korkuyorum, gitmeliyim ama ihmal ediyorum, gitsem mi?”Ben öyle ballandıra ballandıra anlattım ki: “ne korkması , alakası bile yok, gidiyorsun, oturuyorsun, sen hayallere dalarken bir bakmışsın ki kalkma zamanın gelmiş.” Ondan sonra dişçiye giden gidene.Sonra gelmiş bana “ hani acımıyordu, ne diye o kadar abarttın” deyince “ne yapsaydım, acıyor söylesem gitmezdiniz” diye dedim bende.Fenamı oldu sebep oldum işte.Zaten o kadar acıdığı yok da, canı tatlı bunların.Kuzenimin aslında çok hoş bir taktiği var.O dişçiye gidince hep komik, çok güldüğü şeyleri düşünür.Hatta bir keresinde doktor sormuş “niye gülüyorsun?” diye, öylece kalakalmış bizim zavallı.

Yirmilik dişimi çektirken dişçi bayan çok komikti ama.Ben bir an önce çekmesini beklerken,
“acıyormu, acıyormu” diye iki saat benden çok o kıvrandı.Ya acımıyor çek artık şunu diyesim vardı ama diyemedim, içimde kaldı.O esnada o kadar uzun cümle kuramadım, yok demekle yetindim ama en az beş defa yok demişimdir.Eskiler yirmilik dişe “akıl dişi” diyorlarmış.Koca bir mariana çukuru açılmış hissine kapıldıktan sonra şimdi bana ne olacak düşüncesine daldım birden akıl dişini aldırınca.Aklım henüz ne arttı ne de azaldı, zamanla görecez artık.Bunu demelerinin hikmetini merak etmiyorda değilim hani?Bir bilen varmıdır acaba?

Sosyal bir mesaj vermek gerekirse, ağız ve diş sağlığı düşüncesi aile de kazandırılmalı kesinlikle.Çocuklar haliyle çocuk akıllarıyla dikkat etmiyorlar,etmeleri de zor zaten ama aile her zaman bir adım önde olabilmelidir.Dişçiye düzenli aralıklarla gitmek, korkulacak bir şey olmadığını bilmek, sağlıklı yaşam vs bunların hepsi aile de kazanılması gereken alışkanlıklar.Kırk yaşına gelsenizde gökten elma düşse de bu korkunuzu yenemiyorsunuz.Sakıp Sabancı olsaydı derdi şimdi:
illaki, alışkanlık, alışkanlık, alışkanlık.

Dişçiye, bir baba kızını getirmişti, daha sekiz yaşında, çürükleri vardı.Başka bir baba, azarlar gibi bu yaşta ne dişi, dişlerine neden bakmıyon diye çıkıştı.Bence kızılması gereken çocuk değil, anne babasıdır.Adı üstünde daha çocuk o.Akıl edebilse zaten çürütmezdi dişlerini.Ya akıl edebilen anne babası ne diye izin verdiler bu duruma?Adama birşeyler diyesim geldi ama
“kızım rahat dur, boşver, uyma” diye gene susturdum kendimi.Toplum içerisinde yerli yersiz laf söyleyen, akıl abidesi insanlara her zaman antipatiyle bakmışımdır.Gücün yetiyorsa bana söyle diyesi geliyor insanın.Allah akıl fikir versin, verdiği aklı güzel yerlerde kullanmayı nasip etsin.

Ne demişler:
“komşun kötüdür göç kurtul, dişin ağırıyor çek kurtul”

Diş ağrısı bişeye benzemez, çeken bilir.
Sağlıklı günler eşliğinde herkese hayırlı haftalar…
posted by suveyda @ Permalink ¤9:42 AM  
9 Comments:
  • At 12:22 PM, Blogger cadı said…

    Ay kalp kalbemi karşıymış, diş dişe mi yoksa:P Sen kurtulmuşsun kardeşim, darısı başıma inşallah! Bugün birine aratayım da alayım şu randevuyu tekrardan, ühühühüüüü!

     
  • At 4:36 PM, Blogger berra said…

    Neyse ki bu mesajı dişçiye gittikten sonra yazmışsın.Yoksa ben sana 20 yaş dişimle ilgili anılarımı bi anlatsam kesin vazgeçerdin:)Ben birini üniversite yıllarında ameliyatla aldırdım.İkinciyi ağrıdan duramıyana kadar aldırmamaya yemin ettim.Bakalım şimdilik idare ediyoruz.Neyse geçmiş olsun diyeyim kapatayım konuyu en iyisi...

     
  • At 7:15 PM, Anonymous tunci cakmaktas said…

    ay lavyu zeynep :D :D ay lavyu zeynep aylavyu zeynep :D.. disci kimmis ya :D ..ben kerpetenle cekerim disinizi :D hic acimaz :P

     
  • At 7:23 AM, Blogger bahar said…

    gemcis olsun suveydacim, ben bu 20 lik dislerine doktorlarin dusmanligini anlayamadim, bu bir trend son yillarda, hani agridan kivranirken alttaki ikisini aldirmak cok mantikli glemisti ama onlari kaybettikten sonra alttaki diger curuklerimin sonunun ne olacagini dusundukce : "hmmm, acaba agrisina sizisina ragmen, bu disler Allah'in lutfettigi yedek ve cok saglam disler olmasin?" mesela ben aldirmak istemmistim ama doktor bana dislerin cikacagi yer yok agzin dar dmeisti, dusunuyorum da doktorlar acaba bu fikirlerinden gelcekte donup, ayyy o disler degistirme disleriydi biz sizin curukleri almaliydik saglam 20'liklerin yerine derler mi?
    neme lazim ben simdi usttekileri siki siki sakliyorum doktorlrdan hatta biri biraz yamuk cikti ama ustte 4 tane dolgu yapilacakmis bir gun lazim olacak gibiler...:)

     
  • At 8:49 AM, Blogger suveyda said…

    cadı,
    yok cadı kalp kalp:)
    daha kurtulamadım cadıcım bir iki seandaha işimiz var.asıl benden ühüühü.
    niye aratıyon kendin arasana, telefonda damı korkuyon dişçiden.
    hihhihhihhih:))



    berra,
    bende çektirdikten sonra bir kaç hikaye duydum berra, dedim kendi kendime iyki aldırmışım diye.iyide daha bitane gene var:((
    umarım o da kazasız belasız geçer.
    zaten ağrı yapıp duruyordu.canıma yetti, yetti gari dedim:)
    bencede kapatalım bu konuyu:)
    sanada çok geçmişler olsun...




    tunci,
    ingilizcayı kapmışsın bakıyomda.pek bi yaramış kurs sana:)
    kerpetene ne hacet ben kapıya ip takar hallederim iki dakkada.)
    mahallenin çocuklarının dişlerini azmı çektim:)





    bahar,
    baharcım senin bakışınla da hiç bakmamıştım bende:)
    ben doktora sorunca, daha doğrusu beni düşünceli görünce, senin işine yaramaz zaten bu diş dedi.bide çürümeye gitmiş hafiften.zaten ağrı, sızı oluyordu sürekli.hatta bzan dayanılmaz şekilde olabiliyordu.
    hem ağzımada sığmıyordu sankki, zor dayanıyordum:)
    iyi oldu gibime geldi ama trend meselesini de hiç düşünmemiştim.
    ilginç bir durum vesselam:)
    sonuçta yirmilik diş sağlam bir diş olmadığını biliyorum ama, bu konuyu biraz araştırmam lazım.bende merak ettim açıkçası.
    diş gittikten sonra biraz geç oldu ama olsun daha elde var bitane:)

     
  • At 2:28 PM, Blogger cadı said…

    Ay canım anlaşabilsem kendim aramazmıyım:) Bende nerede derdimi anlatacak kadar gürcüce? Bi bildiğim şunu istiyorum, bunu istemiyorum, nasılsın, iyimisin, teşekkür ederim:P

     
  • At 2:29 PM, Blogger cadı said…

    Ay canım anlaşabilsem kendim aramazmıyım:) Bende nerede derdimi anlatacak kadar gürcüce? Bi bildiğim şunu istiyorum, bunu istemiyorum, nasılsın, iyimisin, teşekkür ederim:P

     
  • At 2:32 PM, Blogger cadı said…

    Ay canım anlaşabilsem kendim aramazmıyım:) Bende nerede derdimi anlatacak kadar gürcüce? Bi bildiğim şunu istiyorum, bunu istemiyorum, nasılsın, iyimisin, teşekkür ederim:P

     
  • At 9:00 AM, Blogger suveyda said…

    cadıcım coşmuşsun:)
    bu arada sana bir iş teklifi.
    sana tercüman olabilirim.
    yeme içme, yol paramı ver yeter.başka para istemem.
    para da pulda gözüm yok:)

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1