Thursday, January 11, 2007
MEHMET ÂKİF ERSOY
Tek başına bir eğitim gönüllüsü,


İstiklal Marşı yazarı Mehmet Akif eğitime çok önem verirdi.Sırat-i Müstakim dergisinde “Gelecek Nesillerin Eğitimi Nasıl Olmalı?” isimli yazıda, eğitim meselesini şöyle ele alır:

“Çocuklarımıza kendi terbiyemizi vermeye kalkışırsak cinayet işlemiş oluruz.(Burada “kendi terbiyemiz” sözüyle kastettiği, kendi yaş grubu, kendi kuşağıdır.Yoksa milli manevi terbiyenin dışında bir şey söylemiyor)İlmi, doğrudan doğruya Peygamberimiz’den öğrenmiş olan Hz.Ali diyor ki: ‘Ciğerparelerinize yalnız kendi terbiyenizi giydirmeye çalışmayınız.Unutmayınız ki onlar, sizin yaşamakta olduğunuz zamandan başka bir zaman için yaratılmışlardır.’İçimizde tahsil hayatının ne acıklı bir surette geçip gittiğini hatırlamayan kimse var mı?Malumat namına kafamıza doldurduğumuz şeylerden ne istifade ettik?Düşünüyorum da, sekiz yaşında ezberlediğim birçok ibareyi ancak otuz yıl sonra anlayabildim!Tabi on beş yaşlarında iken okuduklarımı anlayabilmeye ömrüm yetmeyecek!”


Haksızlığa hiç gelemezdi.

“1911 yılı başlarında Baytarlık Dairesi, katiplik için imtihan açar ve kazanan bir genç, işe alınır.Mehmet Akif daha önce tanımadığı, fakat zeki ve kabiliyeti bulduğu bir gençle ilgilenir, ona yardım eder; Mülkiye’ye devam etmesi için yarım gün izin verir.Akif’in bu alakasından, onun genci daha önce tanıdığı ve ona imtihanda yardım ettiği neticesini çıkaranlar, çocuğun işine son verdiler.Olayı ve nedenini birkaç gün sonra öğrenen Akif, derhal istifa ederek, daireden ayrılır.Genç geri alınır ve ricalar sonucu Akif de vazifesine geri döner.”


Akif dostlarına karşı çok vefalıydı.Birisini dost edindi mi, ömür boyu bu dostluğu devam ederdi.Cemal Kuntay, bu konuda ki şöyle nakleder:

“Mehmet Akif, Baytar Mektebi’nde birlikte okudukları ve sevdiği arkadaşı İslimyeli Hasan Tahsin Bey ile karşılıklı sözleşmişler ve hayatta kalanın, daha önce ölenin ailesine bakacağına dair söz vermişlerdi.Hasan Bey, Edirne Baytar Müfettişi bulunduğu sırada 1910 yılında vefat edince, Akif Bey daima olduğu gibi sözünde durarak, merhumun üç çocuğunun bakımını üzerine almıştı.”


Akif sözünün eriydi, bu onun en belirgin özelliğiydi.Fatih Gökmen ile yaşadığı olay bu konuda fikir vermek için yeterlidir.

“Öğle yemeğini beraber yemeyi kararlaştırdıklarında, zamanında yerinde olmayan Fatih Gökmen’e bir selam bırakır, ertesi gün vaziyeti anlatıp tüm özürdilemelere rağmen dinlemez.’Bir söz, ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir.’ der ve tam altı ay konuşmaz.”


Şiirlerinde ideal bir nesli canlandırdı ve adına “Asım’ın Nesli” dedi.Akif, bu neslin hasretini çekti.Kafası; fen ve teknolojiye uyumlu, kalbi; Çanakkale’yi kazananlar kadar inanç ve imanla dolu bir nesil olmalıydı bu.

Çanakkale Zaferi’ni haber alınca, sevincini ve üzüntüsünü hiçbir zaman belli etmeyen Akif sevincinden ağlamaya ve şükretmeye başlar.Ellerini kaldırarak “ Allah’ım Çanakkale’de dövüşen kahramanları yazmadan canımı alma.Yoksa gözüm arkada kalır” der.Ve o mükemmel destanı yazar.

Bunun yanında o muazzam şiir:İstiklal Marşı.Mehmet Akif’in ifadesiyle duasına katılarak “Allah bu ülkeye bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın”.

Kaynak:Ailem

Mekanı cennet olsun.
Allah, ondan razı olsun.


“Gözüm ki kane boyandı, şarâbı neyliyeyim?
Şarâbı neyliyeyim?
Ciğer ki odlara yandı, kebâbı neyliyeyim?
Kebâbı neyliyeyim?
Ne yâre yaradı cismim, ne bana, bilmem hiç!
İlâhi, ben bu bir avuç türâbı neyliyeyim?
Türâbı neyliyeyim?
Âmin! Amin!"

(Amin Alayı, Mehmet Akif)
posted by suveyda @ Permalink ¤8:33 AM  
7 Comments:
  • At 1:14 PM, Anonymous kayhanovic said…

    ALLAH nur için de yaratsın
    o güzel marşı bizlere takdim ettiği için de tşkürker her daim.

     
  • At 4:29 PM, Blogger suveyda said…

    amin kayhan.

    kayhan , balıkesir de Mehmet Akif'in bir büstü var.arkadaşlarla geziyoruz şimdi.ben her zamanki gibi atatürk büstü beklerken bunu gördüm.bu kimdir demiş bulundum.mehmet akif dediler.çok şaşırmıştım.
    ben hiç görmemiştim onun büstünün yapıldığını.
    sanırım kendi görse, kendi de hoşlanmazdı.
    böyle bir anı aklıma geldi, anlatayım dedim, hazır meydan boşken:)

     
  • At 4:54 PM, Blogger mustafa(öğrenci) said…

    Allah rahmet eylesin..

    onu unutmayacağız inş..

     
  • At 6:31 PM, Blogger cadı said…

    Süveyda, İstiklal marşımızın sözleri gerçekten çok güzel. Allah rahmet eylesin ama bestesini yapan arkadaşlar biraz batırmışlar malesef:/

    Aşağıda ki susuzluk herşey yazına da bayıldım ayrıca:))

     
  • At 10:48 PM, Blogger b a v e r said…

    süveyda, mekânı cennet olsun üstad Akif'in elbette.
    zaten böyle bir özel insan olmasa nasıl kaleme alırdı o yüzlerce kez okunası edebiyat harikasını.

     
  • At 12:30 AM, Blogger suveyda said…

    mustafa,
    amin.inş mustafa.


    cadı,
    cadıcım portakal şekeri krizinden sonra senle karşılaşmak çok güzel:)
    sözler çok güzel olduğu kadar anlamına sayfalar yazılabilecek kadar eşsiz bir destan olsa gerek.
    nedense bu saatte ferdi abiden, "susadım çeşmeye, gitmez olaydım" söyleyesim geldi.yan tarafta kızlar bana acayip acayip bakıyorlar.susayım ben iyisimi:))



    baver,
    inş öyle olur baver,
    rahmetli sakıp sabancı ağzıyla hissetmek, hissetmek, hissetmek.
    o hissiyat sahibi bir insandı.
    iyi geceler baver:)

     
  • At 7:21 PM, Anonymous tunci cakmaktas said…

    m.akif ersoy gercekten muthis bi adammıs..Mekanı cennet olsun..ruhu saat olsun.. Allah onun gibi dusunen insanlarla bu vatanı doldursun ;) ....

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1