Tuesday, May 08, 2007
DARFURLU ÇOCUKLAR
Geçenlerde Sena, televizyonda Afrika’da yaşayan aç çocukları görmüş olmanın şaşkınlığıyla bana dönmüş olmalı ki, ben de “tatlım onlar aç ve susuz” diyebildim birden.Sanırım o da üzülmüş olsa gerek ki, televizyona takılıp kaldı dakikalarca.Yeğenim Sude ise böyle durumlarda durup durup ağlamaya başlıyor.Biz daha ne olduğunu anlamadan gözyaşları çoktan menzilinden çıkmış, küçücük gözleri kıpkırmızı oluyor.Hani bir hikaye vardır.Televizyonu bozulan babanın, televizyonu tamirciye götürünce arkasında bir sürü ekmek parçacıkları bulduğu o hikaye.Durum sandığından daha vahim ve daha içler acısıdır.Küçük kızı, televizyonda fakir ve aç çocukları gördüğü için kendi aklınca ve kocaman kalbinin verdiği hissiyatla yiyebileceklerini düşünerek televizyonun arkasına atar.

Bütün bunlar trajik komik kategorisine mi giriyor bilemem ama dünyanın bir ucunda yaşanan acılar için başka bir yerde bir kalbin kıpırdaması, hissetmesi fevkalade bir durum olsa gerek.Yaşadığımız dünyada duygulardan soyutlanmış insanlara dönüşürken peşimizde çocuklarımızı da sürüklüyoruz.Oysa onlar bizlerin peşinde gelmek istemiyor ve direniyorlar.Bu gözyaşlarından, sözlerinden, hareketlerinden, bakışlarından belli.

Bütün bunlar kendi içimizde cereyan ederken dünyanın bir taraflarında savaş yüzünü yine gösteriyor ve en çok yara alan, ezilen, aç ve susuz bırakılan ve en kötüsü büyüklerin sorumluluklarını yüklenen yine çocuklar oluyor.Ve onlar çocuk olmaktan çıkıp adam oluyorlar, kadın oluyorlar.Bir oyuncağı bile kıramadan, bir atımlık misketi yuvarlayamadan, oyuncak bebeklerini uyutamadan, kollarını açabildikleri kadar açıp uçurtma uçuramadan geceler gündüzleri kovalıyor, gündüzler de geceleri.Her zaman olduğu gibi zaman yine çocukların aleyhine işliyor ve burası Darfur.




Ülkemizde yaşanılan siyasi krizler ve olaylar sebebiyle baş sayfa haberi olmayı yitiren ama acıların hâlâ devam ettiği, insanların yaşam mücadelesi verdiği, kopan her dala inat tutunabilecekleri son dal kalana kadar direndikleri Darfur.Darfur, Sudan’ın güneyinde bir bölge ve Sudan ise Afrika’nın en büyük ülkesi.

Su yok, ekmek yok, para yok, okul yok, katık yok, ilaç yok, anne yok, baba yok ve hiçbirşey yok.İnsanlar Darfur’dan kaçıp sığınabilecekleri en yakın yerleşim merkezlerine gitseler dahi aynı sıkıntılar peşlerinden gidiyor.Darfur çocuklarının resimlerine bakanlar bilirler, yediğiniz ekmek olsa boğazınızda düğüm düğüm olur, içtiğiniz su dahi geçemez boğazınızdan.Ki onlar çöl gibi yerlerde artık ne bulunursa, bulabildikleri otları kaynatıp yemek yapıyorlar ve hiç şikayet etmeden yiyorlar.Gün geçtikçe bununda bulunması zor olsa da umutları taptaze duruyor, bitip tükendiğini gördükleri halde.



Zaman gazetesi fotoğraf muhabiri Kürşat Bayhan, Bilal, Muhammed ve Bahaddin’in hikayelerini anlatırken yüreğinizden bir şey koptuğunu ve bir daha yerine gelmeyeceğini sanırsınız.

“Üç kardeş, ailelerinin geçimlerinden sorumlu. Küçük bedenlerinden beklenmeyecek bir güç ve azimle her gün Otash kampındaki evlerinden çıkıp kilometrelerce uzaktaki bir tren istasyonuna yürüyorlar. Buradaki depolardan sızan mazot damlalarını ellerindeki plastik şişelere gün boyunca dolduruyorlar. Akşam saatlerinde ise Otash kampındaki çadırlarına dönerken yol üzerindeki çadırlara uğrayarak gün boyunca biriktirdikleri mazotları satıyorlar. Tren istasyonunun deposundan damlayan mazotlar bu üç gence ve ailelerine umut oluyor. Yaşları 11 ile 14 arasında olan kardeşler babalarının öldüğünü, anne ve kardeşlerine bakabilmeleri için çalışmaları gerektiğini gururla anlatıyor. Bilal, Muhammed ve Bahaddin’in getirdiği mazot, hastanede günlerdir tedavi için sıra bekleyen hastalara da ilkel gaz lambalarıyla ışık oluyor. “



Çocuk olmak; oyun oynamak, koşturmak, hoplamak, zıplamak, koşmak, çikolata yemek, dondurma yalamak, top peşinde koşmak anlamlarını içermiyor onlar için.Onlar için çocuk olmak; sabah erken kalkıp yollara düşüp, çölün o yakan sıcaklığında akşam güneş batmadan eve bir ekmekle dönebilmek.Yaşadığımız şartları, evimizde, komşumuzda, çevremizde gördüğümüz çocuklarımızı düşürken bunları hayal etmek çok zor biliyorum, aynı şeyleri bende yaşıyorum çünkü.Her gördüğünde bir şeyler isteyen, aldıkça daha fazla isteyen yeğenlere sahip biri olarak biliyorum ki, çocuk her yerde çocuk ve çocuk her zaman isteyen çocuk.Darfurlu çocuklar ise benim düşüncelerimi yıkan, darmadağın eden kocaman insanlar onlar.Yetişkin bir insanın sahip olmadığı olgunluğa sahipler.

Tabağındaki yemeği yemeye dahi üşenen, anne babasına yalvartan, iki adım ötedeki okuluna gitmek için sabahın köründe naz üstüne naz yapan, her gün ayrı bir oyuncak isteyen, şımarttıkça şımartılan çocuklarınıza anne babalar bu resimleri göstersin ve anlatsın.

Darfurlu çocukların dişleri bembeyaz.Neden mi? Çünkü onlar hiç çikolata yememişler ki…

Onlar için söylenmiş çok güzel ama bir o kadar içler acısı o ifade: Darfurlu çocukların sıcaktan yüzleri esmer ama yaşadıkları daha esmer.En kötüsü de savaşın ne için çıktığı dahi belli değil.

Eğitim alma şansını kazanmış olanların gittikleri okullar ise derme çatma, sıralar yok, kitaplar yırtık, kalemler küçücük, tebeşir son kelimesini yazacak noktasını koyacak kadar kullanılıyor ve daha nicesi.

Halimize ne kadar şükretsek azdır.Yaşanan bu tablolar karşısında ömrü hayatınca çalıştığını çocuğunun okuması için döken anne babaların hayal kırıklıkları, bütün her şeylerini seferber edip, hiçbirşeylerini eksik etmeden tamamlarken bu sahneleride düşünmek gerek diye düşünüyorum.


Ne yapabiliriz?

Aslında çok şey…

Önce deminde dediğim gibi halimize şükretmekten başlayabiliriz.

Onlar için dua edebiliriz.

Anne babalar için, çocuklarımıza bunları anlatabiliriz ve dünyanın bir ucunda yaşanan bu sahneler için onlarında maneviyatlarını şekillendirebiliriz.

Üzülebiliyorsak , aslında en güzelini başarmışız demektir.Çünkü bu yaşamanın, insan olmanın, adam gibi adam olmanın bir belirtisidir.

Banane demiyorsak ve dönüp bakıyorsak bir adım daha atmış oluyoruz.

Ve işin maddi boyutu.Bunu burada anlatmak istemiyorum açıkçası.Bu konuda seferber olan yardım kuruluşları var.Netten buralara ulaşabilirsiniz ve isteyen istediği şekilde yardım edebilir ve ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Ben sadece, ne halde olursak olalım dünyada Darfurlu çocuklarda var demek istedim.Çocuğunuza gülümserken bir gülümsemeyi de Darfurlu çocuk için yapın, içten edilen bir duayı unutmayarak.

Kaynak: Zaman, Ailem, arkadaşım

Labels:

posted by suveyda @ Permalink ¤11:02 AM  
3 Comments:
  • At 2:08 PM, Anonymous mehmetabi said…

    NASIL BİR MÜSLÜMANIZ

    Kendisi tok, aç komşusunu tanımıyan, karşılaştıklarında selam bile vermeyen bir MÜSLÜMAN!!!

    Ana babasını sokaklara veya yaşlılar yurduna bırakabilen bir
    MÜSLÜMAN!!!

    Komşular çocuklarıyla sefilleri yaşarken gıcır gıcır elbiseler, bisikletler, oyuncaklar alan ve bunları diğer çocuklara gösterip paylaşmayan çocuklara sahip bir MÜSLÜMAN!!!

    Kendi milletini çok seven ama çıkarlarına ters düştüğü için
    başka milletleri aşağılayan, dalga geçen, inkar eden bir MÜSLÜMAN!!!

    Omuzunda uduyla ve ya kemanıyla kurslara gidip ;ben modern oldum diyen bir MÜSLÜMAN!!!

    Magazin programlarını seyreden, spor gazetelerini okuyan ve dünya klasiklerinden vaz geçmeyen ama kendi öz ve değerlerini bilmeyen bir MÜSLÜMAN!!!

    Kuran-ı sünneti kulaktan duyma yarım yamalak bilen ve islamı okumaya öğrenmeye zaman bile bulamayan bir MÜSLÜMAN!!!

    Sitelerde villalarda oturan başını sokmak için yaptıkları gece konducuları hor gören bir MÜSLÜMAN!!!

    Nasırlı elleri sevmeyen, alın teri kokusuna dayanamayan bir MÜSLÜMAN!!!

    Konserlerde coşan sanatçıların boyunlarına sarılıp kendinden geçen ;bizim eğlenme hakkımız yok mu?; diyen bir MÜSLÜMAN!!!

    Kayıp insanlardan habersiz, niçin kaybolduklarını,nasıl kayıp ettirildiklerini düşünmeden yaşayan bir MÜSLÜMAN!!!

    Çocuklarına bir lokma ekmek götürebilmek için gece
    yarıları çöp toplayanların yanından geçerken tiksinen burnunu kapatan bir MÜSLÜMAN!!!

    Kendisine yapılmasını istemediği bir seyi başkasına yapılmasına onay veren veya kendisi de yapan bir MÜSLÜMAN!!!

    Dinlemeden, sormadan hüküm veren yargılayan hatta yargısız infaz yapabilen ve suçlayan bir MÜSLÜMAN!!!

    Fani dünyayı bile bile ebedi ahirete tercih eden bir MÜSLÜMAN!!!

    ALLAH'ın emirlerini ve Peygamberin sünnetini bırakan bir MÜSLÜMAN!!!

    Daha yüzlerce sayılabilecek eksikleri olan biz Müslümanlar;

    Soruyorum kendi kendime ve herkese biz nasıl MÜSLÜMANIZ ve hatta nasıl İNSANIZ acaba!...
    NASIL???

    Bu içler acısı Darfurlu Çocuklar gibi daha bilmem ne kadar açlık ve sefalet çeken çocuk ve masumların çektikleri karşısında sus pus kalan hatta insanlık suçu işleyen MÜSLÜMANLAR ve TÜM İNSANLAR lütfen çağrılara cevap veriniz ve yardım elini uzatınız...

     
  • At 6:23 PM, Anonymous MS said…

    Sevgili Suveyda hanim,
    Sudan Darfur bolgesinde ki durum Afrikanin bircok bolgesinde de yasaniyor.Bu bolgedeki durumun Birlesmis milletlere gitmesi surekli gundemde tutulmasinin sebepleri uzerinde hic arastirdiniz mi?
    Bu bolgeden haberlerin hangi ajanslardan ciktigini biliyormusunuz.?
    O bolgedeki durum mercek altina alnirken Birlesmis Milletler Somalili muslumanlarin uzerine Etiopyali askerleri saldi ve onleri destekliyor.Halki perisan ediyor. acliga mahkum birakiyor.buna hic kimse birsey demiyor, o insanlarin resimlerini hic bir yerde bulamazsiniz.
    Tabii ki ordaki insanlik drami yuremizi yakiyor ama Darfur Amerikanin Sudan dan oc almasi icin bir basamak olarak kullaniliyor.

    MS

     
  • At 11:50 AM, Blogger suveyda said…

    mehmet bey,
    elbet sadece darfurlu çocuklar değil bunları yaşayan.dünyanın her tarafında süren ve süregelen savaşlarda çocuklar hala en kötü zamanlarını yaşıyorlar ve hep en ağır hasarı yaşayanlar onlar olacaktır.
    hadiste geçtiği gibi, elimizle, dilimizle, imanın en zayıfı olsa dahi kalbimizle bir şeyler yapabilmeliyiz en azından.
    e tabi bide durup müslümanlığımızı her an sorgulama vaktidir.
    malesefki, dünyanın bir ucunda ayağına toplu iğne batsa duymamız gereken bir dünyada, komşumuzun feryadını dahi duyamayan insanlara dönüşüyoruz yavaş yavaş.
    hakkımızda hayırlısı.




    ms,
    savaşın kirli yüzü nedense her zaman aynı oluyor.darfur da yaşananlar ne kadar yüreğimizi parçalasa da olayın altında, perdenin arkasında hep başka şeyler çıkıyor.sudan hükümetinin tutumu, iç kavgaları, siyasetler, birleşmiş milletler, amerika, yalan yanlış haberler, abartılar vs vs şeklinde çoğaltılabilecek pek çok faktör oynasa da ben bir nebze dahi olsun olayı darfur çocuklarının içler acısı durumuna dikkat çekmek istedim.olay ne olursa olsun, ne tür siyasi çekişmeler, planlar, emeller olursa olsun orda çocuklar ölüyor, anne babasız kalıyor,en güzel oyunları oynayacak çağda ekmek peşine düşüyorlar.hiçbir sebep bu yapılanları hoşgörmez.çocuklarımız ve darfurlu çocukların yaşadıkları karşılaştırmayı göz önüne sermek istedim birazda.
    ama anlatacağınız bilgiler varsa, siiznde görüşlerinizi dinlemekten zevk alırım.bu pis oyunun arkasında neler döndüğünü hepimiz öğrenmeliyiz.
    teşekkürler ms

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1