Tuesday, March 20, 2007
YEŞİLLİK DÜNYASINDAN

Annem evimizi ormana çevirmiş durumda.Hani Karadeniz Bölgesi’nde yaşamıyor olsak bir nebze anlamaya çalışırım ama kadındaki yeşillik tutkusunu daha anlayabilmiş değilim.Orman derken ağaç ta dikmedi canım ama her tarafı çiçeklerle doldurmuş durumda.Oldum olası annem çiçeklere çok hassas davranmıştır.

Biz çocukken, ki hâlâ da öyledir çiçeklerin yanından geçerken bir tedirginlik yaşarız.Çünkü bir yerine sürtünüp yaprağını kırmayalım, çiçeği düşürmeyelim diye.Annemdeki bu hassasiyeti bildiğimiz için bizlerde daha dikkatli oluruz.Fakat her zaman talih bizden yana olmuyor.

Daha 10-11 yaşlarında idim, kardeşimle evde koşturuyorduk ve annemin özene bezene baktığı çiçeğe doğru ben bir yastık fırlatarak yaprağını koparmıştım.Hedefim kardeşimdi ama yanlış adrese gitti yastık.O an yaşadığım korkuyu anlatamam.Çocukluk işte.Sanki annem beni yeşillik için öldürecekti.Bir çiçeğe zarar verdiğimiz için annemin dayak vukuatı hiç görülmemiştir ama o korku bana yetmişti.Kardeşimle hemen oynamayı bırakıp operasyona girişmiştik.Yaprağı iğnelerle tekrar üstüne monte ettik.Çiçeği de duvara doğru çevirince annem uzun zaman anlamamıştı.Gel zaman git zaman böyle devam etti, sonra ortaya çıktı ama ne bizde korku kalmıştı, ne de annemde kızacak bir hal.Güleceğimiz bir anı olarak hatıralarda yerini almıştı çoktan.İğneleyip iliştirdiğimiz yaprak dört-beş sene üzerinde kaldı sonunda dayanamadı düştü.Enteresan bir durum o yaprağın düşmesi bana hep ölümü çağrıştırırdı.

Şimdi koşup oynamıyoruz ama (arada oluyor bazan, istisnalar kaideyi bozmaz:) )yanından geçerken dikkatli geçiyoruz.Kadıncağız bizi öyle korkutmuş olsa gerek ki, yaş kaç olmuş aynı tasayı taşıyoruz.Hadi biz neyse de abimin sigara küllerini saksıya boşaltmasını ve üstünü toprakla kapatmasını daha ispiyonlamadım.Bu elimde koz olarak bulunsun diyecem ama sanırım annem anlamıyorum ayaklarına yatıyor.Cin gibi kadın, anlamaz mı?Gerçi bazan bende içemediklerimi gizli gizli döküyorum ama ben dikkatliyim bu konuda.Yakalayamaz beni.Onun için mutlaka her evde canlı çiçek olması gerektiğini düşünürüm.Bitirmekte güçlük çektiğiniz bir şeyi farkettirmeden dökebilirsiniz.

Şimdiki yeşillik az bile aslında evimizde.Önceden evde bunlar yüzünden geçecek yer yoktu.Kendimizi balta girmemiş amazon ormanlarındaymış gibi hissederdik.Ev değil orman sanki mübarek.Bir tarzanımız bir de jeynimiz eksikti.Ata ata, dağıta dağıta bir sürü kaldı gene elde.

Şimdi su dökmek sorun değil bunlara fakat pislenince yapraklarını tek tek sileceksin.Her silme vakti geldiğinde kaçacak yer ararım.O anda evimizde rasgelen bir çocuk varsa hiç kaçırmadan bu fırsatı değerlendirir ona yaptırırım, o da olmazsa şükürler olsun elde bir kardeş var.Selma seni seviyorum, sanma ki çiçek için.
Ben kendimi bildim bileli var bu çiçek.Uyuyor büyüyor, bakalım nereye kadar gidecek.
Ben ölürüm, buna gene bişey olmaz.

Bitkilerin her şeyden etkilendiğini söylerler.Düşünüyorum da bizimkisi ne kadar çok olaya şahit oldu, sevincimizde de orday dı, üzüntümüzde de.Hayatımıza bir şahit yazdırılmak gerekiyor ise, yazıyorum seni şahit en başa…

Labels: ,

posted by suveyda @ Permalink ¤10:31 AM  
10 Comments:
  • At 12:51 PM, Anonymous Mehbub said…

    :))

    ilahi Süveyda , sabah sabah , hatta öglen öglen güldürdün beni...

     
  • At 2:35 PM, Blogger suveyda said…

    Allah da beni güldürsün o zaman:)

    her zaman gül inş canım.

    akşamada beklerim gülmeye.üç öğün olsun:)

     
  • At 2:45 PM, Anonymous kayhanovic said…

    :=) benimde var böle vukuatlarım top oynarken evde saksı indirmelerim ünlüdür. annemde terliği arkamdan indiri verirdi her defasında:=) gerci sizinki botanik bahce. Sizin evde yerlilerde vardır. kamp kurmuslardır:P holde zebra kosturuyor dimi ?

     
  • At 9:43 PM, Anonymous SU said…

    cok guldum ben bu yaziya ve hala guluyorum :)

     
  • At 9:46 PM, Blogger suveyda said…

    kayhan,
    benim gibi masum, kendi halinde, sessiz, sakin kızın vukuatları varda senin olmayacak mı.yok deseydinde inanmazdım:))
    yav her evde böyle erkeğin yaşaması doğanın bir kanunu mu:)
    amazon ormanıydı şimdi botanik bahçe oldu.yerli olarak seni alabiliriz, gelirken bide zebra getirsene:)

     
  • At 9:48 PM, Blogger suveyda said…

    su,
    arada kaynatmışım seni, bu kayhan yüzünden gene:)
    seni güldürdüysem ne mutlu bana.Allah hep güldürsün emi:)

     
  • At 5:44 PM, Anonymous mehmetabi said…

    GÜLLER VE DOSTLUKLAR
    Ne mutlu güllere ve gülü sevenlere
    Gülü seven dikenine katlanırmış
    Her gülde olabilir bir diken

    Bağa geldiğin zaman dikenlik tarafına gitme.Gülden, yaseminden, sarmaşık gülden başkasıyla ilgilenme(Rubai)

    Dostluk ve arkadaşlık Mevlânâ’nın dilinde güzel anlam bulur:“Dost ol, sayısız dost gör. Dostun olmazsa yardımsız kalırsın

    “Sen dostun mutluluğuyla sevinirsen bu dünya sana gül bahçesi görünür..Mesnevî

    “Dostlarla beraber olan, hamam ateşinin içinde kalsa da gül bahçesinde sayılır…Mesnevî

    GÜL VE KIR ÇİÇEKLERİ

    Gül için dikenine katlanabileceklerini söyleyenlerdir, kır çiçeklerini göremeyecek kadar güle bağlanmış olanlar. 'Gül' derler, başka bir şey demezler üstüne...
    Ömürleri güllere ulaşmak için tükenirken, ehemmiyet vermezler,

    ayak altında kalan, gül kadar narin, gül kadar güzel ama güzelliği fark edilmeyen kır çiçeklerine

    Mutlu olma sevdasına düşmüşlerdir kendilerince.

    Mutlu olmak için zorluklara katlandıklarını bile söyleyebilirler. Onlar için güzel bellidir artık.
    Takvim yaprakları birer birer düşerken, kimi zaman yol kat edemediklerine üzülürler.

    Oysa güzellikler yanı başlarındadır her zaman,

    ama onlar her zaman güzellikleri uzakta aramak sevdasındadırlar.

    Uzaktaki kıymetlidir; zorluklarla elde edilen değerlidir; aradığında elinin altında olmayan güzeldir, derler.
    Yanıldıkları tek nokta var: Onlar hep uzaklara bakarken, birileri katlanmıştır, onun güzel bulmadıklarına, birileri kıymet vermiştir kır çiçeklerine...
    Mutlu olmak için, gelecek bir yarını beklemezler.

    Ayaklar altında ezilenlere ehemmiyet verip, onlardaki güzelliği fark edip, yarını beklemeden, bugünden mutlu olmaya başlayanlardır onlar.

    Bir kır çiçeğinin güzelliği onlar için yeterlidir.

    Gülde gönülleri varsa bile, onlara ulaşmak için ömür tüketmekten korkarlar ve kır çiçeğindeki gül güzelliğini fark ederler.
    İnsan her zaman güzeli ister, güzel hastasıdır.

    Güzele ulaşmak için ömrünü feda eder. Oysa bir baksa etrafındakilere, mutlak bir güzeli fark edecektir.

    Ama tek bir düşüncenin kavanozunda kapalı kalmıştır.

    Güzeli ararken, ezerek geçtiği bir başka güzeli fark edemeyecek kadar kördür artık.

    Oysa bir çevirse uzakta takılı kalan gözlerini; gönül rahatlığı ile bir taksa farklı güzellikleri de görme gözlüğünü... Hayatına renk verse, kır çiçeklerinden demetlenmiş bir demetle...

    Hayatını güzellikler yönüne değil de, güzellikleri hayatın yönüne çevirmeye çalışsa...

    Bir görebilse kır çiçeğinin gül tarafını...

    Bir görebilse, hayal pınarının çeşmesinin değil de suyunun önemli olduğunu...

    Yetinse elindeki ile, güzelliğini bulmaya çalışsa elindekinin.

    Sevdiklerini gül demetleriyle mutlu edebilme fikrini atsa kafasından.

    Bir gün de kır çiçeği toplasa, sunsa sevdiklerine... Hayatını gül arama yolunda feda edeceğine, görse kır çiçeğinin gül yanını...

    Bir fark etse ayaklarının altındakileri, bir ehemmiyet verse kır çiçeklerine.

    "Sonuçta ikisi de çiçektir. Gül herkesçe güzeldir, kır çiçeği de bence güzeldir." dese.

    Uzaklara bakmaktan, güle ulaşmaktan dermansız kalacağına, bu enerjiyle kır çiçeğini sevmeye ve sevdirmeye çalışsa; bu güzelliği sevdikleriyle paylaşsa.

    Güle ulaşma arzusuyla koşturanlara gösterebilse kır çiçeğinin gül yanını. Anlatabilse gül için ömür tüketmenin boş olduğunu...
    Gül güzeldir; ama sevgi mevsimi geçtikten sonra, gül için koşmanın bir anlamı kalmayacaktır.

    Öyleyse hiç vakit kaybetmeden al eline bir demet kır çiçeğini, onun sana sunduğu mutluluğu görmeye çalış. Çünkü hayat, mükemmeli aramaya yetecek kadar uzun değil!

    şu dünya sahnesinde rolümüz bitinceye dek en güzel şekilde sergilemek ümidi, temennisi ve dualarıyla dağlar dolusu hasret ve muhabbetlerimi iletirim.

    Ellerimiz yukarıda, ruhlarımız afv u safh intizarı içinde.. söze ne hacet hâlimiz Sana ayan...



    “Bu dünya su küpü, gönülse ırmak.

    “Toprakta yeşeren gül bahçesi yok olur, gönülde yeşeren gül bahçesi ise ne hoş

    “Bil ki lezzet içtendir dıştan değil.

    Dostlar!Gönül emin yerdir.Orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır.

    Bunun aksine savaş dalgaları kopar, sevgileri alt üst eder.

    Öyleyse yakınlık dili başka bir dildir.Gönül beraberliği, dil birliğinden daha iyidir.

    Ay geceden ürkmediği için böyle parlak kaldı.Gül de dikenle uyuştuğu için bu kokuyu elde etti…

    Hayırlı Akşamlar

     
  • At 10:17 PM, Blogger suveyda said…

    mehmet bey, bu ne güzel sözler böyle.
    yokluğunuzu telafi eder gibisiniz.:)

    bir itiraf, kır çiçekleri benim hikayemdi.çok severim ben onu.tevafuğa bakın siz:)

     
  • At 8:25 AM, Anonymous mehmetabi said…

    Hayırlı Cumalar
    Yazıyı beğenmenize sevindim
    Genelde yazılar uzun olunca pek fazla kimse okumaz
    Çevremize bir bakabilirsek ne kadar çok güzellikler olduğunu hep göreceğiz
    Çoğu kez görmediğimiz basıp geçtiğimiz ne güzellikler...
    Malumunuz kainatta hiçbir şekilde tesadüfler yoktur tevafuklar vardır
    Rabbim sizleri ve hepimizi hep güzellikler içerisinde yaşatsın

     
  • At 9:55 PM, Blogger suveyda said…

    mehmet bey sağolun.
    değil mi, penceremizin dibindeki güzellikleri görmeden, taaa ötelerden birşeyler bekliyoruz.
    oysa herşey kendi önümüzde, pek uzaklarda değil.

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1