Monday, March 19, 2007
GENÇLİĞE ÇANAKKALE ŞUURU
Eğitim alanında uzman Japon heyeti, zamanın Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler'in de içinde bulunduğu bir heyetle Başbakan Turgut Özal'ın huzuruna çıkar ve davet üzerine geldikleri ülkemizde inceledikleri eğitimimizin gençlerimiz üzerindeki verimsiz sonuçlarını şu soğuk cümle ile ifade ederler:

-Gençlerinizde milli şuur eksiktir! Bu eğitimle gençlerinize milli şuur vermeniz de mümkün değildir!.

Şok etkisi yapan bu tespitten sonra sorular arka arkaya gelir.

-Siz Japonlar gençlerinize milli şuuru nasıl veriyorsunuz, nasıl bir eğitim programı uyguluyorsunuz? Bizimkinden çok mu farklı?.

Japon heyetinin sözcüsü şu bilgiyi verir:

-Biz der, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyi gösterir, robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şoke olan çocuklarımıza deriz ki:

-İşte gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha modern fabrikalar kurarsınız...

Sonra çocuklarımızı Hiroşima ve Nagazaki'ye götürüp düşmanın harap ettiği bölgelerimizi gezdirir ve bu defa da deriz ki:

- Bakın, eğer siz birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, işte düşmanlar sizin ülkenizi yakar, yıkar, bu hale getirirler. Ama birlik beraberlik içinde çalışırsanız, güçlü olursunuz, düşmanlarınız size saldırmaya cesaret edemezler. Artık birlik beraberlik içinde çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin...

Bu örneklerle çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışan bir Japon genci olma yolunda milli bir şuur ve heyecanla okumalarını sürdürürler..."

Japonların bu tespitlerini sundukları sırada geriden bir ses duyulur:

-İyi de bizim sizin gibi Hiroşima ve Nagazaki'miz yoktur ki.. demek isterler.

Japon eğitimci hemen cevap verir:

-Sizin Hiroşima ve Nagazaki gibi yerleriniz bizimkilerden çok daha etkilidir, dedikten sonra şunları ilave eder:

-Bir metrekareye bin merminin düştüğü Çanakkale Zaferi'nin kazanıldığı tarihî savaş alanları sizde. Çocuklarınızın ve gençlerinizin şoke olması için yeter de artar bile. Dünyanın en gelişmiş ve güçlü ordularına karşı Türkler olmazları olduruyor ve bütün dünyayı hayretler içerisinde bırakan bir zafer kazanıyorlar. İşte sadece bu olay, bu bölge ve bu zafer dahi gençlerinizin milli şuur kazanmalarına yetecek örneklerle doludur. Bu sebeple gençlerinizi Çanakkale'ye götürüp gezdirmelisiniz. Bölgeyi bilerek gezmeli, atalarının ne olmazları başardığını gururla görmeli, iftiharla öğrenmelidirler..

Daha sonra onlara demelisiniz ki:

-Sizler de birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, düşmanlarınız yine gelirler, Çanakkale'yi işgal etmeye kalkışırlar, yurdunuzda özgür yaşamayı size layık görmezler... Ama çalışır, teknolojiyi yakalarsanız, ülkenizi kalkındırır, ilerleyen ülke haline getirirseniz, düşmanlarınızın sizi etkileri altına alma cesaretleri yok olur. Özgürlüğünüzü korursunuz.. İki büklüm değil, başınız dimdik yaşarsınız!..

Mesaj yüklü birçok olayı 'DESTANLAŞAN ÇANAKKALE' kitabında okuyucusuna duyurmuş bulunan Mustafa Turan Bey, verdiği çarpıcı örneklerle takdire layık bir hizmette bulunmuştur, diye düşünmekteyim.
Ahmet Şahin (zaman)

Labels: ,

posted by suveyda @ Permalink ¤9:20 AM  
10 Comments:
  • At 1:49 PM, Anonymous gonulpinari said…

    Her tarafta Çanakkale Geçilmez yazıları ve haykırışları görüyoruz. Çanakkale 1915 yılında o kahramanların fedakarlıkları sonucu geçilmedi. Onlara şükran borçluyuz.

    Ama bugün kahrmanların can verdiği mukaddes değerler o kadar değersiz hale düşürülmüş ki, " acaba Çanakkale geçildi mi" demekten kendimizi alamıyoruz.

    O gün dünyanın en büyük donanmalarınını geçemediği boğazlarda bugün kendi her türlü sefalet, melanet, ahlaksızlık, fuhuş ve fitne kol geziyorsa, demek ki tabyalar yıkılmış, Çanakkale geçilmiştir.

    Yeni yeni uyanan ve kendine gelen Asım'ın Nesli, yeni bir mücadele vermek için fazilet cephesine yığınak yapıyor. Hiç değilse bunlara yardımcı olalım ve dua edelim de, yeni zaferleri hep birlikte kutlayalım.

    Atalarımızın kahramanlıkları ile övünmek kolay. Acaba bizden sonra gelenler bizimle övünebilecek mi?

    Evlatlarımıza, torunlarımıza öyle miraslar bırakabilmek için Çanakkale Kahramanlarının torunları olduğumuzu gösterme zamanıdır.

    Gayret bizden, tevfık Allah'tan.

     
  • At 5:52 PM, Anonymous mehmetabi said…

    Hayırlı Akşamlar Efendim

    ASIM'IN NESLİ
    ..............................
    "Sarılır indirilir mevkii müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez suni beşer;
    Bu gögüsler ise Hüda'nın ebedi serhaddi,
    "O benim sun'-i bedi'im Onu çiğnetme" dedi
    Asımın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek,
    İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek..."
    .........................
    Mehmet Akif ERSOY

    Tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz...

    "Ümitvar olunuz...."
    Belki bizlerde zahirde kışta geldik ama gelecek nesilleri cennet asa baharlar bekliyor...
    Ewet bu nesilden ümitvarız ve ümitvar olmaya devam edeceğiz...

    Dua eder dua beklerim

     
  • At 8:50 PM, Anonymous Hilal said…

    Şehit olmanın ne kadar zor olduğunu anlamak istersek aslında Er Raynı kurtarmak filmine bakmak lazım.Eğer inançlı değilseniz oradakiler gibi titreye titreye ölürsünüz.Eğer inançlıysanız Çanakkale yi tavsiye ederim gidip görmek lazım.

     
  • At 9:10 PM, Blogger emircan said…

    Umut dolu bir nesil olabilmek için yapılması gereken en önemli husus;özümüze dönmek,benliğimizi yakalamak,kimliğimizi bulmaktır.Bu ruh ve şuura ulaştıktan sonra endişeye mahal yoktur.Ancak görünen odur ki,maalesef gençliğimiz,neslimiz bir hicran içerisindedir.Bu hicran ve hüsrandan kurtulmanın yolu,reçetesi ise kur'an yoludur.İman hakikatleridir.Söz sultanının dediği gibi;"iman insanı insan eder belki de sultan eder."Eğer iman nuruyla nurlanmazsa gönüller,kaybolmaya mahkumdur bu nesiller...

     
  • At 10:29 AM, Blogger suveyda said…

    gönül pınarı,
    evet herkesin yakındığı konu bu aslında.çanakkale düşmana geçit vermedi 1925 te fakat 2007 de çanakkale geçilir mi oldu?durumumuz ortada, pek iç açıcı olmasa da yine söylüyorum ve söyleyeceğim umutsuz olmamak lazım.istenirse gene bu memkleketten nene hatunlar, seyit onbaşılar çıkar.o şuurun anadoluda yaşadığına hala inanıyorum ben.
    evet gençlerimiz kötü durumda olabilir, şuurunda olmayabilirler ama bunların suçlusu birazda anne babalar değil midir?
    ne ekersek onu biçeriz, ve şu anda ektiklerini biçiyorlar.aile kurumuna sahip çıkmayan anne babaların şimdiki gençlikten şikayet etmeye hakları yoktur.herkes gençlerin fatih sultan mehmet gibi olmasını istiyor, kim akşemseddin gibi oluyor ki.ki fatih akşemseddinsiz anılmaz bile.






    mehmet bey,
    mehmet bey, öncelikle hoşgeldiniz.yorumlarınızı arar olduk.nerelerdeydiniz?inş bir yaramazlık yoktur.sanırım gezmişsiniz bol bol.cenk beyimi kıskandınız yoksa sizde:)

    ümitli olmalıyız her daim dediğiniz gibi.güneşli günlerde gelecek.
    gönül pınarının dediği gibi, "gayret bizden, tevfik Allah'tan"
    Asım ın neslide gelecek inş.






    hilal,
    hilalciğim aslında şehit olmanın zorluğundan ziyade, bu kadar kolay ve hhiç bir şey düşünmeden, bir an bile arkasına bakmadan, bıu kadar kolayca canını feda edebilen şehitlerimizde ki şuuru anlamaya çalışmak lazım diye düşünüyorum.
    anlamak ve anlatmak.
    inş bir gün giderim bende.O manevi havayı solumayı çok isterim.





    emircan,
    emircan bey, deneceği demişsiniz zaten bana söz bırakmamışsınız:)
    bir avuç insanı çanakkale de cepheden depheye koşturan o iman değil miydi zaten?
    inş gençliğimiz de bulacak bunu.
    önce ailelerin gençlerine sahip çıkması kaydıyla...

     
  • At 4:03 PM, Anonymous mehmetabi said…

    Merhaba Suveyda Hanımkardeş
    Yok yok yaramaz bişey yok hamd olsun
    Cenk beye gezme konusunda yetişilmez ama sanki onun ahı tuttu beni....
    Evet gülme komşuna gelir başına demişler
    Veya "men dakka dukka" çalma kapıyı çalarlar kapını...
    Ben Cenk Beye Cenk çelebi "bu kışta kıyamette leyleği havada mı gördün ne geziyorsun" derken
    Ben geziye başladım
    Benimki bir zorunluluk oldu
    İş münasebiyle 1 hafta Ankaraya gitmem gerekti
    Giderken Antep Maraş Kayseri Kırşehir Kırıkkale'yi gezerek gittim
    Yol üstünde Hacıbektaşı veli hazretlerini ziyaret ettim
    Güzel ve küçük bir tatil gibi oldu
    Dönüşüm uçakla olunca direk Ankara Urfa oldu
    Bulutların üstünden arzı seyretmek ayrı bir zevkle tefekkür kaynağı
    Selam ve dua ile Allaha emanet olunuz...

     
  • At 7:06 PM, Anonymous Anonymous said…

    "Sağcı muhafazakar çevreler her sene Çanakkale Savaşı'yla ilgili anma toplantıları düzenler. Fakat mesele retorik fırtınaları arasında kaybolup gider. Çanakkale bu çevreler için "yeni bir kimlik inşa etmenin basit bir aracı"na dönüşmüş maalesef. Şimdi de güya 1990'larda Türkiye'ye gelmiş bir Japon eğitim heyetinin bize "Çanakkale Savaşı'na bakıp biz kendi milli kimliğimizi inşa ettik, siz Çanakkale'den gerektiği kadar istifade etmesini bilmiyorsunuz" dediği yönünde bir hurafe üretildi. Bu tür hurafeler Çanakkale'den neyi anlamamız gerektiği konusunu karartmaktadır."

    Ali Bulac in 03/19/2007 zaman gazetesinde ki yazisindan aldim.
    Sizin yazinizdaki Japon heyetiyle onun bahsettigi ayni olmasin?

     
  • At 9:32 PM, Blogger suveyda said…

    mehmet bey,
    mehmet bey gezmek olsunda iş için olsun.ne güzel gezmişsiniz daha ne olsun.tebdili mekanda ferahlık vardır.bide bu leylek hikayesini ben ilk defa bu sene bu blog aleminde duydum.duyar duymaz her yerde leylek arıyorum, havada uçuşan leylekler kolluyorum ama nafile:)
    yediğiniz içtiğiniz gezdiğiniz gördüğünüz afiyet olsun.





    anonymous,
    evet okudum bende o yazıyı.
    sanırım aynı şey olsa gerek.
    ukalalık etmek gibi olmasın fakat yazar tek taraflı davranmış.
    japonlar pek haksız durmuyorlar diye düşünmeden edemiyorum.
    ali bulaç la boy ölçüşecek değilim elbet ama hurafe derken biraz abartmamış mı?
    çok mu anlıyoruz sanki çanakkale ruhunu.

     
  • At 5:00 PM, Anonymous mehmetabi said…

    Maalesef Artvin leyleklerin geçtiği güzergah üstünde değil

     
  • At 10:19 PM, Blogger suveyda said…

    onlar gelmezse ben giderim onlara:))

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1