Wednesday, February 14, 2007
TEK TAŞINIZI BEN ALDIM ;)


...


Bütün paramızı kıyıp onlar için en pahallı, çok pahallı hediyeleri aldık:)


...



İşte tek taşlarrr:)))
Fırtınadan önceki sessizlik başlamıştı bile:))
veeeeeeeee hediyeler açıldıııııııı.
gülmekten karnımıza sancılar girdi ya:))
Hemoşa not:Hemoşum Şinasi der ki, "aşk ki, kalbe gıdadır.Ne yenir, ne yutulur.Bir demir leblebidir.Çiğneyebilene aşk olsun."
Aşk olsun hemoşum:)))
Bide hemoşum, sen beni boğmaya çalışırsan sana bidaha tek taşını kim alacak, boğazım acıyo be hâlâ:))

Labels:

posted by suveyda @ Permalink ¤7:21 PM  
5 Comments:
  • At 11:09 PM, Anonymous Anonymous said…

    Sayfalarımız bizim sanarız, halbuki bunlar bize verilen, izin verilendir.
    Sahibi hayatımızın bize hayatımızın başında verdiği gibi.
    Bembeyazdır sayfalarımız yazmadan önce.
    Yazarız ve misafir oluruz bu sayfalara..
    Sayfanın tamamı ne sizin ne misafirlerin, Hepiciği Rahmet-i Sonsuz'un
    Hoşamediyle karşılansak da karşılanmasak da..
    Yazar kadar okuruz, okur kadar yazarız
    Hepimiz kendi içimizde müstakilen okur-yazar olduğumuz misillü
    Günlükçülere, evsahiplerine karşı da yazar-okuruz
    Yemek içmek ne ise bizim için odur okuyanlara, okumaya çalışanlara
    Paylaşımın en ulvileri ilim meclislerinde imiş
    Bizi de bu ilim meclislerine dahil edebilecek bu fırsatlara vesile olduğunuz için
    Allah razı olsun diyebiliyoruz eksik de olsa..

     
  • At 8:39 AM, Anonymous Anonymous said…

    Suveyda, TEK TAŞ deyince aklıma ne geldi biliyor musun?
    Sevgili validem beni dünyaya getirdikten sonra "ince hastalığa yakalanmış ve genç yaşında (36) Hak'kın Rahmetine kavuşmuş. Rahmetli peder de, elinde bir berber makası ile hayatını kazanmaya çalışan, fakir bir berberdir. Kısa süren ve gerçek sevgi hazinesi ile dolu dolu geçen evlilik süresinde anneme bir gümüş yüzükten başka hediye alamamıştır. Ama annem öldükten sonra en değerli "TEK TAŞ'I" kendi elleri ile elde etti ve anneme hediye etti.

    Köyün en sarp kayalıklarından en büyük ve düzgün bir taşı itina ile yerinden sökerek kağnı arabasına yükledi. Yağmurlu bir sonbahar günü, mezarlığın çamurlu patikalarında el arabası ile taşıyarak annemin başucuna dikti. Üzerine de çekiçle doğum ve ölüm tarinlerini kazıdı.

    Aradan 40 yıl geçti. Annem TEK TAŞ'INI hâlâ gururla başucunda taşımaktadır.

    Bu satırları yazarken göz pınarlarımdan süzülen yaşları görmediğiniz için kendimi şanslı sayıyorum............

     
  • At 10:41 AM, Anonymous Anonymous said…

    sen tamemen şansını kaybettin kızım oldun sen yetmedi bide burda aleme ilan ha eh görürsün sen gelmeyecenmi yanıma boğazın bidaha hiç acımıycak emin olabilirsin hehe yaşasın kötülük bi bi uyarı deil tehdittir umarım dikkate alırsın benimle oynanmıyacağını anlarsın ey gidi bilseler burda seni takip edenler ne acımasız olduğunu o zaman hayatta uğramazlar:))))
    puhahaha

     
  • At 12:40 PM, Anonymous Anonymous said…

    sıradışı bir hediye fikri.
    harikulade, enfes..bayıldım.

     
  • At 9:35 PM, Blogger suveyda said…

    sayfa,
    hoşgeldin sayfa.
    çok değişik ve ilginç fakat bir o kadar güzel yaklaşım tarzınız için teşekkürler.
    biz böyle yazarız, çizeriz, okuruz, okunmasını isteriz, geleni gideni bekleriz, herkese teşekkür ederiz
    sizede teşekkür eder her zaman beklerim:)
    bu beyaz sayfalar sizler yazdıkça anlam kazanıyor.






    gönül pınarı,
    amacımın sizi üzmek olmadığını zaten biliyorsunuz ve bende çok etkilendim bu anınızdan.sırf dalga geçmek amacıyla hazırladığım bu yazıyla size bunları hatırlattığım ve üzdüğüm için üzüldüm şimdi.
    bir yandanda şunu düşünüyorum, sevgi-emek-fedakarlık üçlüsü o taşta saklı ve çok güzel bir anı olarak kalmış sizde.
    Mekanı cennet olsun inş.
    ağlamak güzeldir, keşke ağlatan ben olmasaydım.güldürmeyi tercih ederdim.





    hemoş,
    hemoşum benim, boğazımı nasıl sıktığını daha önce bana yaptıklarını unutmadım.daha dur beterleri gelebilir:)
    sana yarın belki, ama cumartesi uğrarım inş.o zamana kadar unut bunu.ben daha gencim yaşamak istiyorum.en azından bir dahaki sevgililer gününe kadar.
    anladınmı canım benim:)
    haaa bide hediyeni göremedim.bir ara göster yani.emi canım.






    masuda,
    böyle boş fikirlere kafam çok basar benim masuda:)
    sanada alıyım istersen bi tek taş, bende bol nasıl olsa:)

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1