Friday, January 26, 2007
KARNE ZAMANI
Bugün yarıyıl tatili başladı.Bazıları sevinç çığlıkları atarken, bazıları da üzgünler, malum şu zayıflar yüzünden.Olur, geçer, Allah başka dert vermesin demek çocuğun o anki anne babasının karşısındaki korkusunu azaltmaya yetmeyecektir.Mümkünse o gece erken uyuyacaktır, numaradan hasta olacaktır, hiç ailesine görünmekte istemeyecektir.Ben yapmadım hiçbirini ama biliyorum genede:).

Hep taktir belgesi alıp ilk defa teşekkür belgesi alan arkadaşım, evine gidememişti, akşama kadar cadde cadde gezmiştik.Yorgunluktan bitap düşünce bana dönüp "tabi sen anlamazsın, sen almadın ya" demişti.Şimdi hatırlayınca bunu, ne kadar çok gülüyoruz.Maziden gelen en güzel şey, hatırlayınca tebessüm ettiren anılar olsa gerek.Okul anılarıda erkeklerin askerlik anıları gibi bitmez, uzar gider.


Halasının gülü, inş her karne sevincine şahit oluruz, seni seviyoruz, hem de çokkkkkkkkkkkk...koccaman olunca, yine senin yanında, sana sarılan halan olmak istiyorum...ne olursan ol, önce insan ol, sonra işinin en iyisi ol, ehli ol.


Bizim yeğende karnesini almış, bizlere göstermek için dört gözle yolumuzu bekliyormuş.Bizimki anaokuluna gidiyor fakat sevinci çok büyük.Bizde onun sevincini paylaşıp, sevinmesine daha çok seviniyoruz.Bilirsiniz, anaokulunda davranış notları oluyor, yıldızlar veriyorlar.Bizim bücürüğe duygularını belli etmede ikinci planda yıldız verilmiş, doğrudur duygularını sözle ifade edemez ama ben onun gözlerinden okurum.Ritm tutma da aynı şekilde ikinci derecede yıldız verilmiş.Açıkçası anlamadım, neyin ritmini tutturuyorlarsa.Aslında çok güzel halay çeker, horom teper ama bu farklı bişey sanırım:) Çoğu şey zaten fasa fiso.Şükürler olsun şartları, okula gidip gelme durumları iyi ve Emre’ de şanslı çocuklardan.Biz bu kadar şanslı değildik, öyle her şeyimiz de olmazdı ama güzeldi okumak, güzeldi karne getirmek.Pişmanlık duyacak hiçbir anım yok, iyki de çok iyi şartlarım olmamış, kıymetini bilememek daha kötü olurdu.

Belki izlemişsinizdir sizde.Erzurum’da Hatice nine, her gün eğilmeden, bükülmeden, yıkılmadan, sıkılmadan, bir off bile demeden torununu leğene koyup okula götürüp getiriyor.Bunu bir gün değil, iki gün değil, her gün yapıyor.Bugün gördüm karnesini almış torunu, nasıl seviniyor Hatice nine.Bu tür duyguları anlatmak çok zordur, kelimelerle ifade etmek, cümlelere onca duyguyu sığdırmak güçtür.Bir yerlerde hala zor şartlar altında kaleme, deftere sarılan çocuklar var, entelektüel geçinen onca insana taş çıkartacak, “oku” diyen aydın nineler var.Zahmetler ötesinde bir fedakarlık, zamanı, mekanı aşan bir yüreklilik.Bazı insanlar, ne kadar büyük yürekler taşıyorlar.Allah Hatice nineler gibisinden razı olsun.

Şimdi psi ile başlayan psikologmu istersin, psikiyatri mi istersin ekranlarda boy göstere göstere “çocuğunuza böyle davranın, şöyle davranın, anlayışlı olun vs vs “ konuşup duracaklar.Davranma zamanı şimdi değil, şimdiye kadar ve şimdiden sonra ve her daim.Annelik-babalık senenin belirli dönemlerinde çocuğunuza davranış biçimiyle gösterilecek bir meslek değildir.Bugündü her halde, nerde okuduğumu hatırlamamakla beraber, bir babanın çocuğuna ne kadar ilgisiz olduğunu gösteren bir olay okudum. Milletvekili bir baba, çocuğuna ilgilenme zamanı olarak, ortaokula kadar annesi ilgilenecekmiş, ortaokuldan sonra babası.Aynı ortamda bulunan oğlu dönüp babasına “baba ben lise 2 deyim” der.Bir tarafta Hatice nineler, bir tarafta aydın olmakla geçinen ilgisiz anne-babalar.Hayat bazen ne kadar anlaşılmaz oluyor.

Bugün şahit olduğum, kulak misafiri olduğum desem daha doğru olacak, bir konu daha var.Baba telefonda kızıyla konuşuyor anladığım kadarıyla ve baba ev almış.Kızının taktir belgesini aldığını öğreniyor ve “kızım bende ev aldım, artık yatılılarda, orda burda okumana gerek kalmayacak” diyor.Baba hem kızının haberini alınca, hem de kızına güzel haberi verince müthiş bir gülümseme yaşıyor, mutlu oluyor.Bununda tarifi mümkün değil işte.

Biliyorum hayat zor, ekonomik şartlar, sosyal olaylar ve yazabildiğiniz kadar her türlü faktör etkileyebilecek durumda olsa bile çocuklar bir anne babanın her şeyleri değil midir?Ya da Temel’in zayıf dolu karnesini gösterip, babası tepki verince, tavan arasından çıkardığı kendi karnesi olduğunu hatırlatması gibi, beklide karnedeki notlar kendi notlarıdır.
Son söz; öğretmen amcamın dediği gibi “zayıfsız öğrenci olmaz”.Varsın olsun, hepsi düzelir, hepsi geçer.
Direklerin olacak ki karnenin asaleti olsun demi:)

Haydi çocuklar, şimdi tatil zamanı, tren kalkıyorrrr.
çuf çuf çuf çuf çuf
posted by suveyda @ Permalink ¤10:30 PM  
7 Comments:
  • At 9:28 AM, Anonymous kayhanovic said…

    Bu yazıya oscar veriyorum :)
    kesinlikle haklısın söylediklerinde. halasının gülü karne getirmiş demek:) kimse bana karne bile vermiyor artık:( özledim be o günleri

     
  • At 10:23 AM, Blogger BAVER said…

    süveyda, geçmişimiz, yaşadıklarımız, okuduklarımız, ebeveynlerin tutumu, şimdikilerin şanslı oldukları yönlerle bizim dönemimizin karşılaştırılması, eğitim sistemimiz, fedâkarlık ve detayına giremediğim bir çok konuda doyurucu bir yazı olmuş.
    çok güzel.
    seninkilere de güzel bir tatil diliyorum :)

     
  • At 4:15 AM, Anonymous trkn said…

    bir karnem bile yok anlıyormusun
    hadi gülümse : ))

     
  • At 4:17 AM, Anonymous trkn said…

    buarada harbiden saat 04.15 AM ve ben bunu yorumun altında görünce farkettim..
    Secret Garden'dan poeme dinliyorum arada bi içim acıyo arada bi düzeliyorum bu sabah gece akşam herneyse..duaya muhtacım.. çok muhtacım..

     
  • At 9:57 AM, Blogger suveyda said…

    kayhan,
    esfr kayhan,
    ben nobel ödülü istiyorum:)
    yüzsüzlüğün bu kadarına pes yani dediğini duyar gibiyim,duymadım sanma:))
    her gittiğimde bir karne bakma olayımız nakarat yapıyor kayhan, sanırım değiştiğini düşünüyor, biri ona anlatmalı:)
    ilerde çocukların getirir inş.




    baver,
    teşekkürler baver,
    söyleyene değil, söyletene bak demişler demi, haklılar sanki, atalarımız.
    bizimkilerin tatilden anladığı bize gelmek ve oyun oynamaktan ibaret:)



    trkn,
    türkan ben sana bir karne basarım, ayıpsın ya:)
    fotokopi makinaları sağolsun, kaç zayıf yazayım sana, hem çalışmak içinde biraz azmin olur:)

    bişey daha farkettim türkancım.sen bana gelince iki yorumdan aşağı burdan çıkmıyorsun.gözümden kaçtı sanmı, bide hoş oluyor, stilin böyle senin:))
    Allah gönül ferahlığı versin canım.huzur ve sukun bulasın inş.

     
  • At 8:27 PM, Anonymous trkn said…

    o stil ister istemez oldu :) ama bundan sonra en az 2 yorumla çıkarım siteden : P
    bana 3 zayıf kafi, gerçi okul bitti ama ben kütüphane köşelerinden kurtulamadım. küçükken sürekli tükürüklerimle üstümü başımı ıslatıomuşum die bana "çok okucak bu kız" diolarmış ama bukadarı da fazla deilmi yaa :(
    neyse hamd olsun yeri göğü yaradana.. beni bu hallerden daha iyi hallere de koyacak bir gün..biliyorum.. beni çok seviyor ben de O'nu çok seviyorum..:)

     
  • At 9:24 AM, Blogger suveyda said…

    istersen beş yorumla çık türkancım, benim sayfam senin sayfan, benim sayfam zaten benim sayfam:)
    bu tükürük meselesini hiç duymmaıştım.gidip yeğenlerime tükürteyim biraz:)
    her daim şükür inş.

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1