Friday, February 22, 2008
HAYIRLI CUMALAR
Neyi istediğini iyi düşün…


Bir zamanlar dağda, kızgın günesin altında, mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu varmış. “Bu hayattan bıktım artık… Yontmak! Bu yakıcı güneş! AH! Onun yerinde olmayı ne kadar çok isterdim,orada yükseklerde her şeye hakim olacaktım, ısınlarımla etrafı aydınlatacaktım.” diye söylenir dururmuş yontucu…

Bir mucize eseri olarak dileği kabul olunur ve yontucu o an güneş olur.Dileği kabul edildiği için çok mutludur. Fakat tam ışınlarını etrafa yaymaya hazırlandığı sırada ısınlarının bulutlar tarafından engellendiğini fark eder.“Basit bulutlar benim ışınlarımı kesecek kadar kuvvetli olduklarına göre benim güneş olmam neye yarar!” diye isyan eder. “Mademki bulutlar güneşten daha kudretli bulut olmayı tercih ederim.”

O zaman hemen bulut olur. Dünyanın üzerinde uçuşmaya baslar, oradan oraya koşuşur, yağmur yağdırır fakat birdenbire rüzgâr çıkar ve bulutları dağıtır.

“Ah, rüzgar geldi ve beni dağıttı, demek ki en kuvvetlisi o öyleyse ben rüzgar olmak istiyorum.” diye karar verir.Ve dünyanın üzerinde eser durur, fırtınalar estirir, tayfunlar meydana getirir. Fakat birdenbire önünde kocaman bir duvarın ona mani olduğunu görür. Çok yüksekve çok sağlam bir duvar. Bu bir dağdır. “Basit bir dağ beni durdurmaya yettiğine göre benim rüzgar olmam neye yarar.” der.

O zaman dağ olur. Ve o anda bir şeyin ona durmadan vurduğunu hisseder farkına varır ki, kendinden daha güçlü olan şey, onu içinden oyan şey…

Küçük bir mermer yontucusudur…

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN...

Labels:

posted by suveyda @ Permalink ¤12:31 AM  
2 Comments:
  • At 8:25 PM, Anonymous hilal said…

    Ne olmak istediğini bilmek!
    ne olabileceğini bilmek!
    Altın değerli ama bakır yerine kullanılması mümkün değil?
    Altın zinette güzel!
    belki mevcudiyet gayesi o?
    bakır yerine kullansaydık mutsuz olacaktı!
    istidatı uygun değil çünkü!
    "cevher kadrini
    cevher furuşan olmayan bilmezmiş"
    Ekseri insan 40ını bulsada cevherini bulamıyor?
    diyeceğim o ki:
    maden içinizde!
    fakat çoğu zaman ne siz ne biz göremiyoruz!
    Yıllar geçiyor sonra diyorlarki sen pırlantasın!
    ama pırlantanında ömrü var!
    pırlanta farkında değil nafile!

     
  • At 1:36 PM, Blogger suveyda said…

    hilalcim, tebessüm ederek ve çok hoşuma giderek okudum.

    harikasın sen...

    şu cümlen hele çok hoş, "yıllar geçiyor sonra diyorlar ki sen pırlantasın"

    teşekkürler hilal.

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1