Friday, November 17, 2006
Cumanız Mübarek Ola...

Dua ve iyileşme üzerindeki ilk önemli kitabın (Healing Words;Power of Prayer and Practice of Medicine) yazarı Dr.Larry Dossey, internette "chat konuğu" olarak soruları cevaplandırdı.

Dossey'e sorulan ilk soru bilimin açıklama bulmakta zorlandığı "dua farkı'nın" tıpta öteden beri bilinen bir olguyla, yani "plasebo etkisi'yle" açıklanıp açıklanamayacağı idi.

"Plasebo etkisi", bir kişinin bir ilaç veya tedaviyi almış olduğunu sandığı ya da inandığı durumlarda meydana gelen olumlu bir etkilenmedir.

Dr.Dossey dua farkının Plasebo etkisinden öte bir şey olduğunu şöylece anlattı: "Duanın etkisinin araştırıldığı çalışmalarda , kendisine dua edilen kimse, kendisine dua edilenin varlığını da, kendisine dua edildiğini de bilmiyor.Ayrıca bu tür "uzaktan dua etme " deneyleri sadece insanlarda değil, hayvanlarda, bitkilerde ve hatta bir takım biyokimyasal reaksiyonlar üzerinde de yapıldı ve aynı sonuç alındı.Bunların kendilerine dua edildiğini bilmeleri diye bir şey söz konusu değil."

HAYIRLI CUMALAR...
posted by suveyda @ Permalink ¤8:35 AM  
5 Comments:
  • At 1:44 PM, Anonymous medusa said…

    kesinlikle...

     
  • At 11:15 AM, Blogger suveyda said…

    medusam birde şu bilgilere bak.
    Senai Demirci'nin aktarımıyla:

    Southern Medical Journal dergisinin 1988 haziran sayısında yer alan bu araştırmaya göre, bir yoğun bakım ünitesinde kendileri için dua edilen hastalar, kendilerine dua edilemeyenlere kıyasla daha fazla bir iyileşme seyri göstermişti.Bu araştırma, o yıllarda şaşırtıcı sonuçları nedeniyle, pek kabul görmemiş, biraz ihtiyatla ve bayağı şüpheyle karşılanmıştı.Ama aynı araştırma 2000 yılında da tekrarlandı.Şüpheli yaklaşımları yalanlarcasına son araştırmadan aynı sonuçlar çıktı.Bir yoğun bakımda yatan ve kendisine dua edildiğini bilmeyen ve hatta dua edenlerin varlığından bile habersiz hastalar, aynı yoğun bakımda yatan ancak kendilerine ismen dua edilmeyen diğer hastalardan daha hızlı iyileşme seyri göstermişti.

    ne şaşırtıcı değil mi?

     
  • At 11:18 AM, Blogger suveyda said…

    Dua sadece dua edene değil,belki dua edilen yerde bulunanlara ve çevreye de etkili olmaktadır.


    İYİLEŞTİR BİZİ RABBİM
    ŞİFA BULALIM
    KURTAR BİZİ RABBİM
    VE KURTARILMIŞ OLALIM.
    AMİN

     
  • At 7:21 PM, Anonymous medusa said…

    jabunum
    duanın gücüne inanmaya başlıyorum artık...O istemesse bi adım bile atamayacağımı gösterdi çünkü...
    yazıların da fikrimi destekler nitelikte olunca hepinizden dua istemem yüzsüzlük olmaz demi?

     
  • At 8:23 PM, Blogger suveyda said…

    jabunum yüzsüzlük de en demekmiş.şuna inan dualarımdasın.dua istemekte güzeldir, yüzsüzlük değil.



    "istemek, yoksulluğun ve çaresizliğin hemen yanıbaşında bekler.elimizden bir şey gelmiyorsa, dudağımıza istemek gelir.tam tersine, doygunluk ve varlık, dilimizi istemekten geri çevirir, dudağımızı dilekten çeker.kendimizi kendimize yeter görüyorsak, bir başkasına başvurmayız.ihtiyaç duyduğumuz her şey elimizin altındaysa, önümüzdeki her engeli aşabiliyorsak, bir şey istemek durumunda değiliz demektir.fakir ya da aciz değilsek, kapımız istemeye kapalıdır"
    senai demirci

    ,,,,,,,,,,

    dua ve iyileşme araştırmaları üzerinde çalışan dr.larry dossey'e soruldu: "hasta bir kişi için ne kadar sıklıkla ve ne kadar zaman dua edilmeli?"
    dr.dossey cevaplıyor: "bunun bir kuralı yok.etkiyi belirleyen duanın süresi ve sıklığı değil, kalitesi.bana göre, dua eden kişinin içtenliği ve şefkati en önemli belirleyici.sözcüklerin kalpten geliyor olması önemli."
    dr.dossey bir başka soru üzerine, "uzaktan dua ile iyileşmelerin" bir takım enerjilerle , manyetik dalgalanma etkileriyle açıklanamayacağının da altını çiziyor. "burada dua edenden dua edilene bir enerji yayıldığını falan söyleyemeyiz.burada başka bir şey var, kesinlikle arzi olmayan bir şey!"
    ...

    jabunum gözümsün...

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1