Wednesday, October 11, 2006
İmsaklarım var , İftarlarım da…
Sahurdaydım.Ezanın okunmasına kaç dakka vardır?Baktım saate beş dakika.Susadığımı farkettim o an.Kalkıp su içmeyi düşünürken uyuyakalmışım.Hocanın “Esselâtü hayrun minennevm” (namaz uykudan hayırlıdır) sesiyle irkildim yerimden.Geçmişti, okunmuştu ezan, geç kalmıştım, içemezdim artık su.Susuz başlamıştım oruca ve öyle devam edecekti.Katlanacaktım artık.Kendimi uykunun kollarına atmayıp kalkıp içseydim bu başıma gelmeyecekti.Kolay kolay susamayan ben o günüde rahatlıkla geçirecektim.Ki geçirdim de Allah’ın izniyle.

Peki sorun neydi?

Susuz kalmam değil elbette sorun olan.Bu dayanılacak, katlanılabilecek bir şeydi.Omuzlarıma ağır gelmezdi bu, gelmedi de zaten.Nice insanlar günlerce susuzluğa katlanırlarken benim bunu sorun yapmam ayıp olurdu hatta ve hatta abes...

Sorun şuydu?

O anda aklıma başka şeyler takıldı.Dünya hayatına ağlayarak atılan insanoğlu ebedi hayata göçerken gülebiliyorsa mutludur denir hep.Evet, öyle olmalı sanırım.Aklıma binlerce soru hucüm etti .Kaç işimin , kaç görevimin, kaç ibadetimin imsakını kaçırdım ben acaba dedim.Kaç defa yapmam gerekene göz yumdum, kaç defa imsakı kaçmış vakitlere hapsoldum.Çok zaman hemde çoğu zaman.Yapacaklarımın imsakı geldiğinde ben nerdeydim acaba?Nerdeyim?Nerde olmam gerekiyor?Gözlerimi kapatmamam gerekiyor.Ömrümün imsakına beş dakika kala gibi bir şeydi bu.Her zaman öyle değil miydi aslında.İşte o an gelince yapacağım birşey olmayacaktı.Heybeme attığım ne varsa onu götürebilirdim yanımda fazlasını yapmama zamanım da olmayacak.Vakti tamamlayıp asıl vatana göçederken ki hissiyat budur belkide gibi bir his kapladı içimi…

Sonra zaman ilerledi, ilerledi ve iftara yaklaştı.Bende suya kavuşacaktım, susuzluğum gidecekti.Rahatlayacaktım, beklide bir ohhh çekecektim.Dünyanın en güzel şeyi su içmek diyecektim, Allah kimseyi susuz bırakmasın, su ne büyük nimetmiş diyecektim ve ferahlayacaktım.

Sorun bu da değildi?

Daha fazla da dayanabilirdim susuzluğa, daha çok bekleyebilirdim.İftar bir kurtuluş gibiydi, Rabbime sığınmak ondan rahmet dilenmek, af istemek gibi bir şeydi.Herşeye rağmen, ne olursa olsun, başımıza ne gelirse gelsin, ne yaparsak yapalım her şeye evet her şeye rağmen merhamet beklemekti.Felaha ermekti.Yaptıklarımıza rağmen, yapmamız gerekirken yapmadıklarımıza rağmen umudu kesmemekti, yeşerecek taze bir filizi umut bellemekti.
Ve kavuşmaktı iftar güzel olana, En Güzel olana…

Gün içerisinde başımıza ne kadar kötü olay gelse sonunda güzel bir şey olacağını umut etmekti bu.Her şeyde bir hayır olduğunu düşünmekti.Benim gördüklerimin aslında görmem gerekenlerden ne kadar az olduğunu farketmekti.

O’nun merhametine mahzar olabilmek ab-ı hayat suyunu yudumlamak gibi.Geriye ne susuzluk ve ne de açlık…

Herşeyin bittiğini sandığım umutsuzluğun sardığı imsak vakitlerim vardı.Ama herşeyin yeniden başladığı umudun sardığı iftar vakitlerim de vardı.


Ömrümün imsak vaktinde kalırsam eğer ve iftar vaktine yetişemezsem uyuya kalmamayı dua ediyorum her daralan vakitte ve merhametinden umudu keserek bu yol alınmıyor.
ALLAH’ım beni daralan imsak vakitlerine hapsetme , Senin susuzluğuna mahkum olmama izin verme, her düştüğümde imsakı iftar eylememe yardım et, elimden tut, dilimden tut, kalbimden tut ve beni tut, beni bırakma Sensizliğe ve sessizliğe…


Her dem ümit, yine ümit, yine ümit…
Kahrında hoş lütfunda hoş…
Ne gelirse senden gelsin, sabreylemek daha bir hoş…
İmsaklarına dayanırım yeter ki iftarlarından mahrum etme…
Ve ayrılıklar güzeldir çoğu zaman kavuşmanın sevinci olduğu için…

Dilden dökülen son nağme…

Kavuşamayacağım ayrılıklar verme…
Güzelliğinden, kul olma lezzetinden mahrum bırakma…

posted by suveyda @ Permalink ¤10:45 AM  
4 Comments:
  • At 3:04 PM, Anonymous samsun said…

    s.a. suu kardeşim

    maşallah! sahurda bir yudum su içemedin diye bize düşündürdüklerine bak:)))
    bir de aç kalsaydın Allah bilir neler yapardın bizlere:)))

    belediye başkanınız ile özellikle bu mevzuyu görüştüm bundan böyle hususi davulcular nezaretinde ilahi söyleyerek uyanık tututalcaksın,
    bundan böyle sen ne susuz bırakılacaksın ne de yemeksiz
    her istediğin hazırlanacak emrine sunulacaktır.
    ramazan bitince de hesap görülecektir:)))

    bu meyanda ramazan ayı içerisinde davuluna set vuramayıp, avaz avaz ilahiler söyleyemeyip senin uyuklamana vesile olan memura onun bağlı olduğu amire
    bir yıl meslekten men cezası verilecektir.
    sıkıysa uyutsunlar seni:)))


    engin hoşgöründe olmasa bu satırlar yazılamazdı.

    günün mübarek ramazanın feyizli ömrün bereketli olsun kardeşim

    selamlarımla fi emanillah

     
  • At 5:32 PM, Blogger kayhan said…

    3 gündür ilk defa yorum yazıyorum oda senin su güzel yazını görünce dayanamadım.

    ne kadar güzel ifade ettmişsin gercektende cok etkilendim.

    hayırlı akşamlar diliyorum

    allaha emanet ol..

     
  • At 6:22 PM, Blogger b a v e r said…

    süveyda, aslında amaçta bu değil mi?
    kitab-ı mübin de 'düşünen insanlar için' derken aslında bunu kastetmiyor mu ?
    ve iyi ki de bu basit gibi görünen olayı yaşamışsın diyorum.
    Allah tutuğumuz oruçları kabul etsin diyorum.
    :)

     
  • At 12:29 PM, Blogger suveyda said…

    samsun,
    a.s samsun abi,
    hiç sorma ya .
    aç kalsaydım varya beynimden ateşler çıkardı kesin:)
    ya sen ne düşünceli heykeli dikilecek insansın ya.hemde samsunun orta yerinde yapmak lazım bunu.ramazan davulcularına gelince aram hiç iyi değil onlarla.adamlar ya seslerine acıyorlar, gıdım gıdım bağııryorlar ya da ben duyamıyorum(bu daha ağır ihtimal tabi:) ).ilk defa geçen akşam şereflendim davulcuyla.oda ne dediğini anlamadım bile.
    vesselam ALLAH razı olsun.
    selametla kalasın...





    kayhan,
    beğenmene sevindim kayhan.olay aslında beğenmek meseleside değil.
    itiraf etmek gerekirse kendimi bi acayip hissettim.uyandığımda namaz da kılamadım hemen.aklıma bunlar hucum etti.doğru yerde olup olmadığımı sorup durdum kendi kendime.ve sonra o tılsımlı iş.:DUA.
    ALLAH ım iftarsız imsaklar verme.
    sende O'na emanetsin kayhan.

    bir itiraf daha:klavyenin başına geçince öyle hışımla yazıyorum ki bunu.biri geldi.anca öyle durdum.yoksa duracağım yoktu:)

    gidişin suskun olmadı muhteşem oldu dönüşünde muhteşem olur inş da :)





    baver,
    kitab-i mübin çok şey diyor evet baver.düşünün diyor, hiç düşünmezmisiniz diyor, yapın diyor, doğrudan ayrılmayın diyor.......
    ama işin başı düşünmek demi.
    ben biliyorum ya o anda ampul yandı beynimde.lınk lınk lınk .:)

    AMİN.İNŞ KABUL OLUR.



    VE VE VE,,,,,,,
    HAYAT NE GARİP
    (içimden geldi sadece)

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1