Friday, September 29, 2006
HAYIRLI CUMALAR...
Huda ya! Hüdâlık sana yaraşur.

Nitekim gedalık bana yaraşur.

Çü sensin, penahı cihan halkının.

Kamudan sana iltica yaraşur.

Şah oldur kim, kulluğun etti senin.

Kulluğun olmayan şah geda yaraşur.

Şu baş kim sana secde eylemeye,

Şah ise zirupa yaraşur.

Şu dil kim, mârizi gamındır senin.

Ana zikrin ile şifa yaraşur.

Gerçi kim isyanımız çok durur,

Sözümüz yine Rabbena yaraşur.

Ben ettim anı kim bana yaraşur.

Sen eyle anı kim sana yaraşur.

Şu gündeki hiç çaresi kalmaya

Ana çaresi Mustafa yaraşur.”



Açıklama:

Ya Rabbi! Âlemin sultanlığı sana yakışır. Nitekim kapında dilencilik bana yakışır. Şüphesiz âlemin koruyucusu sensin. Herkesin sana sığınması vaciptir.
Sana kulluk eden hakikaten padişahtır. Kulun olmayan şah cezaya layıktır. Sana secde etmeyen baş nankörlük etmiştir, eğer şah ise ayaklar altında sürünmeyi hak etmiştir.
Günahlar yüzünden hasta olan gönül ancak senin zikrinle şifa bulur. Günahlarımız için bize lazım olan sana yalvarmaktır. Esas davamız “aman Rabbimiz” diye ağlamaktır.
Nefsime zulmedip yüzümü kara eyledim. Ağartmaya senden başka çare bulamadım.
Naçarları kurtarmak için yarattığın has kulunu, âlemlere Rahmet olan Resulünü bizlere imdatçı kıl.”

İKİNCİ MURAD HAN’IN YAKARIŞI

posted by suveyda @ Permalink ¤9:08 AM  
4 Comments:
  • At 10:47 PM, Blogger b a v e r said…

    süveyda..nedendir bilinmez şimdi senin yazıyı okuduktan sonra aklıma geldi.
    bugünlerde ben de bu osmanlı tarihi işine takmış durumdayım.
    1579 sokullu mehmet paşa'nın öldüğü yıldan itibren başladım.
    geçmişe karşı inanılmaz bir merak oluşmuş.
    baksana bir yakarış ta bile nasıl mana edebiyat ve düzen var..
    ama sanki eski olan herşey bana düzeyli gibi geliyor ?

     
  • At 11:12 PM, Anonymous El-Veda said…

    İkinci Murad'ı bu vesileyle rahmetle analım.Fatihalar O'nlara olsun...
    Bloguma beklerim.

     
  • At 11:43 PM, Anonymous El-Veda said…

    Blogumun linkinde hata oluşmuş.Tekrar deniyorum.Ne de olsa acemiyim. :-)

     
  • At 9:19 AM, Blogger suveyda said…

    baver,
    evet demiştin sanırım bir ara bir yazında osmanlı tarihiyle ilgileneceğini.başlamana sevindim.umarım bizlerlede arada paylaşırsın.Osmanlının gerilemesine, duraklamsına zemin hazırlayan bir olaydan başlaman niyeki acaba?
    Osmanlı devleti bir deniz gibi, dal dalabildiğin kadar.sanat,ekonomi, siyaset vs vs herşey.
    Ki sanat ve saltanat hep iç içe olmuştur.Okul yıllarında hep okurduk ya önce padişahın savaşları anlatılır sonra sanatı.şairliği, yazarlığı, müziği, yakarışları, gazelleri, kasideleri vs vs.
    ama bunuda yetiştirilme tarzına bağlamak gerekir sanırım.Dört yaşından itibaren bir kaç dille, müzikle, edebiyatla iç içe yetiştiriliyorlardı.
    işin ilginç tarafı da dünyada sanırım böyle devlet yetkilileri yok.Okuduğumuz yabancı tarihlerde hep savaşlarından , katlettikleri insanlardan, vahşetlerinden sözedilir.bizim padişahlarımız hem yönetici hem de sanatçıydı.
    bişey daha öğrendim.kültür-sanat faaliyetlerinin bir sisteme oturması, II. Murad devrinde hız kazanmış.böyle yakarışların nasıl çıktığı da az çok belli oluyor.
    hem düzey var dediğin gibi hemde mana içinde mana.içleri hep dolu hep dolu.öylesine söylenilmiş laf yok.



    el-veda,
    ALLAH razı olsun.
    bende diyorum bu link ne, nereye giidyorum, bu yolda bir hata var:)
    tamam oldu şimdi.gelecem inş.
    hayırlı uğurlu olsun bu arada.
    bloglar alemi çoktandır sizi bekliyordu:)

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1