Friday, June 12, 2009
SAÇLARINA KUMLAR MI DOLDU YAZIHANE?



Yine bir cuma günü yazmıştım, yine bir cuma günü kendi cümleleriyle "Şimdi olan şimdi değil Tanrım. Buraya kadar değil yolumuz. Şimdi ışıklar kapanınca yani, açılacak yeniden. Yolumuz buraya kadar değil. "demiştim. Günler geçti aradan güzel günler, belkide zor günler.Bilemem, bilemedim.Ne akşamlar kararmaktan vazgeçti ne gündüzler aydınlanmaktan.İlk okuduğumda bir korku kaplamıştı içimi.Ne kadar sanal ortam desekte yazısına yorum yaptığın, kimi zaman aynı kimi zaman tamamen ters düşündüğün olsa da cümleler bir bakmışsın bağlamış seni.Korkusu korkun , endişesi endişen, üzüntüsü üzüntün olmuştur.Sonra gün geliyor bilgisayarı kapatmakla kapanmadığını anlıyorsun bazı yaraların.Şu yan tarafta arkadaşlar kısmında ekli olması bile yetiyor hüzne kapılmaya.

İlk kanser olduğunu duyduğumda donup kalmıştım ekran karşısında.Zaman bazen duruyor arkadaşlar ve o an durmuştu benim için.Sonraki aşamaları yine kendi dilinden okumuştum sayfasında.İyiye gidiyordu herşey.Düzeliyordu.Güzel haberler geliyordu Hayatla yine dalgasını geçiyordu.Ona buna çatıyordu.Kızıyordu, seviniyordu.Beşiktaşın şampiyon olmasını istiyordu.Sürekli güncelliyordu sayfasını, sürekli yazıyordu.Yetişemiyordum bazen okumaya.Olsun ama zaten hep yazacaktı, bende okuyacaktım.

Yazacaktı okuyacaktık.
Yazacaktı okuyacaktık.
Yazacaktı okuyacaktık.

Sonra birden kesildi yazılar.Arkası gelmez oldu.Rahatsızlandığını duydum tekrar.Yok dedim, rutin kontrollerdir dedim, olmaz dedim, olmaması lazım dedim.Sallıyor sayfasını, elbet günceller dedim.Yine günler geçmeye başladı.Ah ne zor günlermiş, şimdi bildim, bilebildim.

O acı haber yazıldı, emanet, sahibine ulaştı.Aynı sahneyi bir daha yaşar gibiydim.Yine donup kalmıştım ekranda.Oysa ne zaman duruyordu ne etrafımdakiler, duran sadece benmişim.Var dedim yok imiş, hayat dedim ölüm imiş, kal dedim gitmiş.

Yazıhaneden bahsediyorum, hani şu “elin elimde olsun, kapı kapı dilenek” diyenin yazı hanesinden.Hani şu gerçek hayat dergisinin uzun saçlı yazı işler müdüründen.Hani şu hayata kafa tutan adamdan.Hani şu beşiktaşlıdan.Hani türkü seven bam teline düşen insandan.Hiç konuşmadım onunla, yazışmalarımız onun ve benim sayfamda yorum ve yorumlara verilen cevaptan öteye gitmedi.Olsun.Arkadaşlar kısmına ekliydi bir kere.O da beni ekleme nezaketini göstermişti.Yeterdi ve kafiydi üzülmeye.Kelimelerdi kimi zaman insanları birbirine bağlayan.

Hepimiz bir şeyler yazıyoruz, paylaşıyoruz.Yaşadıklarımızı anlatıyor, düşüncelerimizi söylüyoruz.Hayallerimizi anlatıyoruz kimi zaman.Geçmişten gelecekten bahsediyoruz.Bir geçmişimiz var biriktirdiklerimizle ama bir gelecek yok garantileyeceğimiz.Her gün açılan sayfalarımız bir gün açılmayacak, hep değişen yazılarımız hep aynı kalacak.Eklediğimiz son resim son hatıra olarak kalacak.Sayfamızın ölümü belkide bizim ölümümüzün habercisi olacak.

Ne desem boş, ne yazsam anlamsız.Cümleleri kapı arkasından zorla getiriyorum.Saklanıp duaya duruyorlar sadece.Ne de güzel yapıyorlar.En güzel kelimeler açılıyor semaya, en güzel aminler ediliyor.Faruk mekanın cennet olsun.Yazıhane sahibi dualarla kal .Allah’ım rahmetinden ver, rahmetinden bolca ver Allah’ım.
Allah’ım kalanlara sabır ver.Eşine yardım et.Güç ver çokça sabır ver.Sonra yine sabır ver.Sonra yine sabır.Yarım kalanlara, yalnız kalanlara da sabır ver.Annesine babasına, eşine dostuna, sevenine hepsine.Dünya bir Meksikalıyı daha kaybetti.Sabır ver Ya Rabbim, sabır ve çokça şükür.

Yazıp çiziyoruz, kızıyoruz, gürlüyoruz.Sanal alem deyip geçiyoruz.Klavye başına geçince unutuyoruz, umursamaz oluyoruz.İnsanız yine, etten kemikteniz.Bir kalbimiz var.Hüzne dair kurulacak cümlelerimiz var.Acıyı hissedebilecek bir yüreğimiz var.Çok koydu be Yazıhane çok.Şair “Artvin’i görmeden ölme” dememiş miydi?

İsyan değil Rabbim, isyan değil.Sitem ne haddime.Hesap nasıl sorarım?Neden, niçin, niye nasıl derim?Sen anla Rabbim, Sen anla, sadece üzüntümden.

Rabbim sabır.Ya sabır.Çok kerelerce sabır.
Ve dua.Sadece dua.

Labels:

posted by suveyda @ Permalink ¤11:08 PM  
4 Comments:
  • At 11:57 PM, Blogger Kâzım Mızrak said…

    Bir kaç hafta önce bir gazeteden okumuş, isim benzerliğidir diyerek yüreğime su serpmiştim.

    Yine de, acaba demeden alamamıştım kendimi. Sonra sonra, araya başka gündelik meseleler girince, konuyu takip edememiştim.

    Bugün, bir bloğa yolum düştü, oradan oraya, oradan oraya derken, Yazıhane'nin yolunu buldum ?!..

    Bloglarda sohbetim olmuştu kendisiyle, bir kaç sene evvel, çayını da içmiştim İstanbul'da.

    Sanki, iki sokak öteden tanıdığım bir insanı kaybettim. Hâlâ inanamıyorum.

    Acaba, yanlış bir bloğa mı girdim ! Yoksa hepsi bir şaka mı, düş mü !!

    Sözün bittiği yerdeyiz, vesselâm.

    ...

     
  • At 6:53 PM, Blogger selma said…

    blok alemine çokta takılmasam da arada bir açtığımda onun bloğunada bakardım.gerçekten çok üzüldüm .ailesine ve sevdiklerine sabırlar dilerim.

     
  • At 11:37 PM, Blogger suveyda said…

    Kazım Mızrak,
    dünyada bu kadar kelime varken insan susuyorsa kesin ölüm gelmiştir.Ölüm susturuyor insanı.Kelimelerde bitiyor, cümlelerde kurulamıyor.
    Mekanı cennet olur inş.




    selma,

    bi gün benim bloğumda öyle kalırsa sen yazmaya devam et selma.
    sen daha güzel şeyler yazıyon.
    siyah gömleğimide bırakırım, giyer giyer yazarsın.
    hayat ne kısa selma, bu gece bir kez daha anladık.

     
  • At 2:23 AM, Blogger ladybird said…

    Hic tanimadigin halde, arkadasimdan olum haberini aldigimda sanki cok yakin bir tanidik gibi uzulmus hatta aglamistim.. omur hic bitmeyecek gibi geliyor yasarken, ama hergun bir cok insan son gununu yasiyor bilmeden.

    Allah rahmet eylesin, sevdiklerine sabir versin.

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1