Saturday, March 29, 2008
CUMARTESİ HATIRASI
Çoğu zaman pek çok kahvaltı sofralarına şahit olmuşsunuzdur.Kral sofralarından aşağı kalmayan, kuş sütünün dahi eksik olmadığı kahvaltılar.Nerdeyse hiçbir şey eksik değildir.Binbir çeşit yiyecek türü, envai çeşit içecekler, donatılmış sofralar ve daha neler neler.

Ancak bazen de öyle zamanlar vardır ki, bütün bunlardan aldığınız lezzeti ve hatta daha fazlasını, bir bardak çayda, bir simitte ve bir parça peynirde bulursunuz.Varsın olmasın çeşit çeşit yiyecekler.Varsın olmasın kurulmuş o sofralar.Bir gazete üzerinde üç beş parça yiyeceği sevdiğin biriyle, bir dostunla paylaşmaktan ötesi yoktur çoğu zaman.

Anlarsın ki, önemli olan paylaşmaktır, bölüşmektir.Gerisi ayrıntıdan ve fasa fisodan ibarettir.Arada sırada yapmalı bunu.

Hani Cemal Süreyya diyor ya:

“Yemek yemek üstüne ne düsünürsünüz bilmem

Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı ”

Sanırım haklı Cemal Süreyya.Evet evet haklı.


Labels:

posted by suveyda @ Permalink ¤6:55 PM  
5 Comments:
  • At 8:16 PM, Anonymous mehmetabi said…

    Cemal süreyya bence de haklı
    Mutluluk kahvaltıda saklı...

    Sabah kalkınca:
    Gazeteden bile olsa...
    Sofra hazırlanmalı...
    Neler var bu sofrada...
    Taze simit...
    Üçgen peynir...
    Simsiyah sele zeytin...
    Buram buram kokan çay...
    Başka çeşide gerek yok...
    Çok harika görünüyorlar...
    Kanaat edene yeter de artar bu...
    Ohhh Afiyet şifa olsun...
    Günleriniz mutlulukla dolsun...

     
  • At 3:49 PM, Anonymous Anonymous said…

    Her günün taze..çıtır çıtır..simit tadında geçsin.inş...
    görüşebilme duasıyla..
    name-i nur

     
  • At 11:28 PM, Anonymous Anonymous said…

    bence de cemal süreya haklı, ama sen daha da haklısın suu'cum. inş bi gün bize de nasib olur kahvaltı yapmak ;)

    betül

     
  • At 12:24 AM, Blogger suveyda said…

    mehmet bey,
    kesinlikle yeter mehmet bey, harika da olur.
    önemli olan o sofra başında dönen sohbettir.yenilenin pek fazla kıymeti kalmıyor.çok aç olunmadığı sürece:))





    name-i nur,
    teşekkürler name-i nur, inş diyelim.
    olsada yesek şimdi simit:)





    betül,
    ah ah ahhhhh betülcüm.inş inş inş.ne çok isterim bir bilsen:)
    kimbilir belli mi olur.Felek bir oyun oynar bakarsın kahvaltı sofrasında buluruz kendimizi karşılıklı:))

     
  • At 11:57 AM, Blogger suveyda said…

    fatoşum, unuttum teşekkür ederim çok çok:)

     
Post a Comment
<< Home
 
 

about me
gelirsin gidersin dostumsun, gelmezsin gitmezsin neyimsin
Udah Lewat
Archives
Dua
Allah’ım, Sana tutunuyorum, Kimsenin yere atmasına izin verme beni. (Sadi)
Martı

“Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz!

Böyledir

Başkasını kıran, inciten bir insanın kendisi de bundan mutlaka yara alır.Kötülüğün oku mutlaka geri döner

Budur

Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin

Arkadaşlar
Designed-By

Visit Me Klik It
Credite
15n41n1