
Annem evimizi ormana çevirmiş durumda.Hani Karadeniz Bölgesi’nde yaşamıyor olsak bir nebze anlamaya çalışırım ama kadındaki yeşillik tutkusunu daha anlayabilmiş değilim.Orman derken ağaç ta dikmedi canım ama her tarafı çiçeklerle doldurmuş durumda.Oldum olası annem çiçeklere çok hassas davranmıştır.
Biz çocukken, ki hâlâ da öyledir çiçeklerin yanından geçerken bir tedirginlik yaşarız.Çünkü bir yerine sürtünüp yaprağını kırmayalım, çiçeği düşürmeyelim diye.Annemdeki bu hassasiyeti bildiğimiz için bizlerde daha dikkatli oluruz.Fakat her zaman talih bizden yana olmuyor.
Daha 10-11 yaşlarında idim, kardeşimle evde koşturuyorduk ve annemin özene bezene baktığı çiçeğe doğru ben bir yastık fırlatarak yaprağını koparmıştım.Hedefim kardeşimdi ama yanlış adrese gitti yastık.O an yaşadığım korkuyu anlatamam.Çocukluk işte.Sanki annem beni yeşillik için öldürecekti.Bir çiçeğe zarar verdiğimiz için annemin dayak vukuatı hiç görülmemiştir ama o korku bana yetmişti.Kardeşimle hemen oynamayı bırakıp operasyona girişmiştik.Yaprağı iğnelerle tekrar üstüne monte ettik.Çiçeği de duvara doğru çevirince annem uzun zaman anlamamıştı.Gel zaman git zaman böyle devam etti, sonra ortaya çıktı ama ne bizde korku kalmıştı, ne de annemde kızacak bir hal.Güleceğimiz bir anı olarak hatıralarda yerini almıştı çoktan.İğneleyip iliştirdiğimiz yaprak dört-beş sene üzerinde kaldı sonunda dayanamadı düştü.Enteresan bir durum o yaprağın düşmesi bana hep ölümü çağrıştırırdı.
Şimdi koşup oynamıyoruz ama (arada oluyor bazan, istisnalar kaideyi bozmaz:) )yanından geçerken dikkatli geçiyoruz.Kadıncağız bizi öyle korkutmuş olsa gerek ki, yaş kaç olmuş aynı tasayı taşıyoruz.Hadi biz neyse de abimin sigara küllerini saksıya boşaltmasını ve üstünü toprakla kapatmasını daha ispiyonlamadım.Bu elimde koz olarak bulunsun diyecem ama sanırım annem anlamıyorum ayaklarına yatıyor.Cin gibi kadın, anlamaz mı?Gerçi bazan bende içemediklerimi gizli gizli döküyorum ama ben dikkatliyim bu konuda.Yakalayamaz beni.Onun için mutlaka her evde canlı çiçek olması gerektiğini düşünürüm.Bitirmekte güçlük çektiğiniz bir şeyi farkettirmeden dökebilirsiniz.
Şimdiki yeşillik az bile aslında evimizde.Önceden evde bunlar yüzünden geçecek yer yoktu.Kendimizi balta girmemiş amazon ormanlarındaymış gibi hissederdik.Ev değil orman sanki mübarek.Bir tarzanımız bir de jeynimiz eksikti.Ata ata, dağıta dağıta bir sürü kaldı gene elde.
Şimdi su dökmek sorun değil bunlara fakat pislenince yapraklarını tek tek sileceksin.Her silme vakti geldiğinde kaçacak yer ararım.O anda evimizde rasgelen bir çocuk varsa hiç kaçırmadan bu fırsatı değerlendirir ona yaptırırım, o da olmazsa şükürler olsun elde bir kardeş var.Selma seni seviyorum, sanma ki çiçek için. Ben kendimi bildim bileli var bu çiçek.Uyuyor büyüyor, bakalım nereye kadar gidecek. Ben ölürüm, buna gene bişey olmaz.
Bitkilerin her şeyden etkilendiğini söylerler.Düşünüyorum da bizimkisi ne kadar çok olaya şahit oldu, sevincimizde de orday dı, üzüntümüzde de.Hayatımıza bir şahit yazdırılmak gerekiyor ise, yazıyorum seni şahit en başa… Labels: börtü böcekler, çiçekler |