
Efendimiz in (sav) vefatından iki gün önce yaptığı son konuşma;
Sevgililer Sevgilisi Medine de 13 gün süren ateşli hastalığının şiddetlendiği on birinci gününde mescidine çıkar ve en mühim son konuşmasını yapar.
“-Ey insanlar!
Yönetiminizde bulunduğum ilk günden bugüne gelinceye kadar kimin sırtına bir kamçı vurmuşsam işte sırtım gelsin o da bana vursun!
Kimin kalbini kıracak bir söz söylemişsem işte kalbim, gelsin o da bana aynı sözü söylesin!
Kimin bir dirhem hakkını almışsam işte malım, gelsin o da benden hakkını alsın!
Sadece bu teklifle kalmıyor, isteklerine şu ikazları da ekliyordu:
Sakın içinizden biriniz demesin ki, hakkımı isteyecektim; ama Resulullah ın darılacağından korktum da isteyemedim. Şunu kimse unutmasın ki, benim inancımda hakkını isteyene darılmak yoktur. Hatta benim en çok sevdiğim kimse, benden hakkını alan yahut da helal eden kimsedir. Ancak bu suretle Rabb imin huzuruna üzerimde kul hakkı olmadan çıkabilirim! Bu sırada dinleyenlerden biri ayağa kalkarak:
Ya Resulallah, der, öyle ise benim zatınızda üç dirhem alacağım var, onu istiyorum!..
Borcum nereden kaldı hatırlatır mısın? sorusuna adam şu cevabı veriyor:
Size çölden gelen bir fakir yardım istemişti de, sizde bulunmadığından emriniz üzerine ben vermiştim üç dirhemi. İşte onu talep ediyorum.
Bu hatırlatmadan sonra Efendimiz in (sav) cevabı aynen şöyle olur:
Amcamın oğlu Fazlı! Borcum sabit olmuştur, hemen öde, beni kul hakkından kurtar!..
Sevgililer Sevgilisi Medine de 13 gün süren ateşli hastalığının şiddetlendiği on birinci gününde mescidine çıkar ve en mühim son konuşmasını yapar.
“-Ey insanlar!
Yönetiminizde bulunduğum ilk günden bugüne gelinceye kadar kimin sırtına bir kamçı vurmuşsam işte sırtım gelsin o da bana vursun!
Kimin kalbini kıracak bir söz söylemişsem işte kalbim, gelsin o da bana aynı sözü söylesin!
Kimin bir dirhem hakkını almışsam işte malım, gelsin o da benden hakkını alsın!
Sadece bu teklifle kalmıyor, isteklerine şu ikazları da ekliyordu:
Sakın içinizden biriniz demesin ki, hakkımı isteyecektim; ama Resulullah ın darılacağından korktum da isteyemedim. Şunu kimse unutmasın ki, benim inancımda hakkını isteyene darılmak yoktur. Hatta benim en çok sevdiğim kimse, benden hakkını alan yahut da helal eden kimsedir. Ancak bu suretle Rabb imin huzuruna üzerimde kul hakkı olmadan çıkabilirim! Bu sırada dinleyenlerden biri ayağa kalkarak:
Ya Resulallah, der, öyle ise benim zatınızda üç dirhem alacağım var, onu istiyorum!..
Borcum nereden kaldı hatırlatır mısın? sorusuna adam şu cevabı veriyor:
Size çölden gelen bir fakir yardım istemişti de, sizde bulunmadığından emriniz üzerine ben vermiştim üç dirhemi. İşte onu talep ediyorum.
Bu hatırlatmadan sonra Efendimiz in (sav) cevabı aynen şöyle olur:
Amcamın oğlu Fazlı! Borcum sabit olmuştur, hemen öde, beni kul hakkından kurtar!..
"Allah bizlere böyle devlet yöneticileri nasip etsin inş."
CUMANIZ MÜBAREK OLSUN…
CUMANIZ MÜBAREK OLSUN…
Hayırlı cumalar Süveyda'cım.Gördüğün gibi döndüm artık.Uzun zamandır sesim çıkmıyor diye blog arkadaşlarımı unuttuğumu sanmayın yani:)
ReplyDeletesağol berracım sanada hayırlı cumalar.
ReplyDeleteya bi dön de gerisi kolaydır.canıma tak etti senin bu gezmelerin.leylek gördüğün yerde gözünü çevir artık:))
hııı bide unutsaydın hele:)
hoşgeldinnn
@
ReplyDeleteAllah.. râzı olsun, ilgiyle okudum yazıyı. O'nun edebini, ahlakını örnek alabilenlerden olabilmek duâsıyla.. .
Âmin,
* * *
Gündem 'deki kitap, A'mâk-ı Hayal.. okunuyor.. . ?
Altyazı.. Bu bir kitap reklamıydı )
-:- Düzeltme Metni -:-
ReplyDelete"Bu bir kitap reklamıydı" ifadesi,
"Bu da.. bir kitap, reklamıydı" şeklinde düzenlenmiştir.
Lütfen bilginize,
kazım mızrak,
ReplyDeleteamin cümlemizden inş Kazım bey,
yorumaltı reklam:)
hayallerin derinliklerine yolculuktayız desenize.
hazır reklam yapmışken, orda geçen güzel bir alıntıya raslamıştım durun onu bulayım.
ve burdada vermiş olalım.
"Yürü, ey seyyah-ı avare yürü, durma yürü!
Koymasın rah—ı visalden seni ezyak—ı misal.
Bu bedayi, bu letaij, neme rüya ve hayal,
Yürü, ey zair—i biçare yürü, durma yürü!
Yürü ki, müzhet-i vuslatta teali göresin,
Yürü, aslında fena bul, budur etvar-ı kemal.
Yürü, alâyişi terk et içersin ke’s-i visal,
Yürü ki, saha-i hîçîde tecelli göresin."
Ey avare yolcu! Yürü! Durma, yürü! Bu geçici âlemin zevkleri seni Allah’a kavuşmaktan alıkoymasın. Bu eşsiz manzaraların, bu güzelliklerin hepsi yalnızca bir rüya ve hayaldir. Ey zavallı ziyaretçi! Yürü! Durma, yürü! Yürü, kendi aslına kavuş. Kemalin dereceleri bunlardır. Geçici süs ve gösterişi terk edip, yürü ki Allah’a kavuşma kadehinden içesin. Yürü ki, yokluk meydanında Allah’ın kudretini ve sırrını göresin.
teşekkürler böyle güzel hatırlatma yaptığınız için.
reklamın iyisi kötüsü yok işte anında adresine ulaşıyor:)
@
ReplyDeleteBu yorumaltı reklam işi güzel oldu.. ilk kez burada aklıma geldi.. büyük bir akımın başlangıcı olabilir :D
Google duymasın ama :P
* * *
Bu şiiri de nerden buldunuz :))
Harika.. harika...
Bu harika kelimelerini söylerken Arşimed geldi aklıma.. Evreka ! Evreka ! Buldum.. Buldummm... demiş ya :)
Hemen post olarak yazıyorummm :) günde üç öğün okunabilecek bir şiir ;)
Hayata Gülümse
tarihe geçeceksiniz demektir bu kazım bey, tarihe, arsimed de kimmiş:)
ReplyDeletegoogle abi, duydu bile, peşime düşmüştür çoktan.
benimde çok hoşuma gitmişti.nette görmüştüm bende.sizde reklam yapınca bilinçaltında bişeyler uyandı, google abiye sordum tekrar oda bana bunu verdi:)
bencede harika...