Mrb Suveyda, Maşallah afacanları sıraya dizmişsin. Hepsi de bir birinden şeker. Zaman tüneline girip çocukluğuma dönmeye çalışıyorum, " acaba ben de böyleydim" diyorum. Sonra da "yok canım bizim zamanımızda böyle cici elbiseler mi vardı" diyorum. Belki de varmıştır ama bizim onlara ulaşma şansımız yoktu. Bilemiyorum yani... Bizler çikolota nedir bilmezdik. Ağzımızda ve yüzümüzde çikolota yerine çamur bulaşığı vardı. Yani genellikle çamurla ve su ile oynadığımız için elbiselerimiz ve elimiz yüzümüz çamur içinde olurdu. Ama var ya, o toprağın kokusunu öyle özlüyorum ki,en pahalı şekerlemelere değişmem. Yosunlu sular bile bugünkü klorlu sulardan daha hoş kokuyordu. Cici elbiseler gelince, bir kaç yıld bir bayramlık almaya karar verirse, o sene kendimizi çok şanslı sayardık. En gözde bayramlığımız da ya kadife bir pantolon, veya da "iskarpin" dediğimiz bir ayakkabı olurdu. Öyle tam takım bir elbise giymek için çok bayramlar beklememiz gerekiyordu. Ama her şeye rağmen o günleri özlemeden edemiyorum. İnsanın en itibarlı ve en güçlü olduğu dönem, çocukluk dönemidir. Herkes size ilgi gösterir.Büyükler sizin yumuk ellerinizi öperler. Kaşınızı çatsanız, anneniz üzerinize titrer. En güçlü silahınız da gözyaşlarınızdır. Siz ağlamaya başlayınca herkes emrinize âmade olur. Yani Cebab-Hak, çocuklara âciziyetlerine binaen bir güç vermiştir. O da anne ve babalarda "ŞEFKAT" olarak tecelli etmiştir. Yine nereden nereye geldik. Benim de huyum böyle işte. Yazmaya başlayınca klavyeme hakim olamıyorum. Başını alıp gidiyor. Okuyuculara da ayıp oluyor. Bu kada uzun yorumu kim ne yapsın canım. Allah sizler sabır versin diyorum ve bana katlandığınız için teşekkür ediyorum.
gönül pınarı bilmiyorum yaşınız kaç ama bende şurda 26 seneyi devirmiş bulunmakla sizinle aynı duyguları paylaşıyorum. bizim zamanımızda da az çok durumlar böyleydi.öyle çok oyuncakları, cıvıl cıvıl giysileri olan çocuk değildim ama düşünüyorum da şimdi hiç bu konuda üzüldüğümü ya da kendimi kötü hissettiğimi hatırlamıyorum. iykide böyle olmuş. şimdi çocukların herşeyleri var da ne oluyor, hiç bir şeyin kıymetini bilmiyorlar.Tabi bunda çocuklarına herşeyi alma yoluna giden anne babaların hiç mi suçları yok?vardır elbette, bir sürü etken var bu konuda. hatta bir keresinde abimle oyun oynayalım diye bahçeden acı acı biberleri toplayıp yemiştik.onun acısı bir tarafa, yediğimiz dayak bir tarafa:)) güzeldi ama ya, çok güzeldi. hakim bey pişman değilim:) şimdiki devirde böyle işte ne yapalım. yorum uzunluğunada teessüf ederim yani.siz yeterki yazın yav ben okurum zevkle:)
kayhan, evet sarıyım, sarıyız, sarılar:) bina hep çocuk dolu, kendi evlerinde oturmazlar bizim evi panayıra çevirirler, kapıları kilitleyecem artık, olmuyor böyle:)
sena konusunda verdiğin kararda bir daha düşün derim. şöyle ki: kızda öyle bir çene var ki, artık "yeter sena, ne olursun sus" noktasına getirdiği zamanlarda cevabıda hemen hazır oluyor.
monaruz bu sana:) Etek sarı sen etekden sarısan sarısan Etek sarı sen etekden sarısan sarısan Sordum soruşturdum kimin yarisen lele yarisen Sordum sual ettim kimin yarisen yarisen Ben sormadan dolu gibi dökili dökili Ben sordukca gözlerinden yaş geli yaş geli Vay . . .
monaruz sena'ya da o yakışır zaten:)
sen niye yorum bırakamıyormuşsun bakayım.ben yemek bloğumu değiştirdim.kendimce linki duruyor ya ordayım.orda yorum yapabiliyorsun.aynı burası gibi işte.niye olmadı ki acaba.bak şimdi olmadı.yer göster oraya taşınayım böreklerimle:)
hem sen yorumdan bahsediyon senin bloğunda yeller esiyor.böyle yapılırmı hi.ayıp ayıp:)
Mrb Suveyda,
ReplyDeleteMaşallah afacanları sıraya dizmişsin. Hepsi de bir birinden şeker. Zaman tüneline girip çocukluğuma dönmeye çalışıyorum, " acaba ben de böyleydim" diyorum. Sonra da "yok canım bizim zamanımızda böyle cici elbiseler mi vardı" diyorum. Belki de varmıştır ama bizim onlara ulaşma şansımız yoktu. Bilemiyorum yani...
Bizler çikolota nedir bilmezdik. Ağzımızda ve yüzümüzde çikolota yerine çamur bulaşığı vardı. Yani genellikle çamurla ve su ile oynadığımız için elbiselerimiz ve elimiz yüzümüz çamur içinde olurdu.
Ama var ya, o toprağın kokusunu öyle özlüyorum ki,en pahalı şekerlemelere değişmem. Yosunlu sular bile bugünkü klorlu sulardan daha hoş kokuyordu.
Cici elbiseler gelince, bir kaç yıld bir bayramlık almaya karar verirse, o sene kendimizi çok şanslı sayardık. En gözde bayramlığımız da ya kadife bir pantolon, veya da "iskarpin" dediğimiz bir ayakkabı olurdu. Öyle tam takım bir elbise giymek için çok bayramlar beklememiz gerekiyordu.
Ama her şeye rağmen o günleri özlemeden edemiyorum. İnsanın en itibarlı ve en güçlü olduğu dönem, çocukluk dönemidir. Herkes size ilgi gösterir.Büyükler sizin yumuk ellerinizi öperler. Kaşınızı çatsanız, anneniz üzerinize titrer. En güçlü silahınız da gözyaşlarınızdır. Siz ağlamaya başlayınca herkes emrinize âmade olur.
Yani Cebab-Hak, çocuklara âciziyetlerine binaen bir güç vermiştir. O da anne ve babalarda "ŞEFKAT" olarak tecelli etmiştir.
Yine nereden nereye geldik. Benim de huyum böyle işte. Yazmaya başlayınca klavyeme hakim olamıyorum. Başını alıp gidiyor. Okuyuculara da ayıp oluyor. Bu kada uzun yorumu kim ne yapsın canım.
Allah sizler sabır versin diyorum ve bana katlandığınız için teşekkür ediyorum.
maşallah
ReplyDeletesizdede herkes sarı sanırım
ve ammada ufaklık var daha öncede sıra sıra dizmiştin:) sena benim olsun :) kacırcam ben onu..
gönül pınarı bilmiyorum yaşınız kaç ama bende şurda 26 seneyi devirmiş bulunmakla sizinle aynı duyguları paylaşıyorum.
ReplyDeletebizim zamanımızda da az çok durumlar böyleydi.öyle çok oyuncakları, cıvıl cıvıl giysileri olan çocuk değildim ama düşünüyorum da şimdi hiç bu konuda üzüldüğümü ya da kendimi kötü hissettiğimi hatırlamıyorum.
iykide böyle olmuş.
şimdi çocukların herşeyleri var da ne oluyor, hiç bir şeyin kıymetini bilmiyorlar.Tabi bunda çocuklarına herşeyi alma yoluna giden anne babaların hiç mi suçları yok?vardır elbette, bir sürü etken var bu konuda.
hatta bir keresinde abimle oyun oynayalım diye bahçeden acı acı biberleri toplayıp yemiştik.onun acısı bir tarafa, yediğimiz dayak bir tarafa:))
güzeldi ama ya, çok güzeldi.
hakim bey pişman değilim:)
şimdiki devirde böyle işte ne yapalım.
yorum uzunluğunada teessüf ederim yani.siz yeterki yazın yav ben okurum zevkle:)
kayhan, evet sarıyım, sarıyız, sarılar:)
bina hep çocuk dolu, kendi evlerinde oturmazlar bizim evi panayıra çevirirler, kapıları kilitleyecem artık, olmuyor böyle:)
sena konusunda verdiğin kararda bir daha düşün derim.
şöyle ki:
kızda öyle bir çene var ki, artık "yeter sena, ne olursun sus" noktasına getirdiği zamanlarda cevabıda hemen hazır oluyor.
"alla alla niye susacakmışım ki?:))"
bidaha düşün kayhan:)
ilahi:) bende sari ariyorum.
ReplyDeleteDiyorum cocuklarin hepsi sari mi giymis, bir daha bakayim diye.
Ey ülkem vatandaslari kumrala sari demekten vazgecin artik:))
Bu arad sena bana cok yakin bir tanidigimi hatirlatti, bence kesin avukat olucak :P
Hem konuskan hem cikolatali daha ne olsun;)
NOT: Allhtan buraya blogger olmayanlarda yazabiliyor, ne mutlu bana;)
monaruz bu sana:)
ReplyDeleteEtek sarı sen etekden sarısan sarısan
Etek sarı sen etekden sarısan sarısan
Sordum soruşturdum kimin yarisen lele yarisen
Sordum sual ettim kimin yarisen yarisen
Ben sormadan dolu gibi dökili dökili
Ben sordukca gözlerinden yaş geli yaş geli
Vay
.
.
.
monaruz sena'ya da o yakışır zaten:)
sen niye yorum bırakamıyormuşsun bakayım.ben yemek bloğumu değiştirdim.kendimce linki duruyor ya ordayım.orda yorum yapabiliyorsun.aynı burası gibi işte.niye olmadı ki acaba.bak şimdi olmadı.yer göster oraya taşınayım böreklerimle:)
hem sen yorumdan bahsediyon senin bloğunda yeller esiyor.böyle yapılırmı hi.ayıp ayıp:)